HİZMETLERİMİZ

Saç ekimi nedir?

Saçların yoğun olduğu bölgelerden (ense iki kulak üstü) alınan saç köklerinin saçsız alanlara nakledilmesi işlemidir. Günümüzde saç ekimi diye adlandırdığımız bu cerrahi işlem, bir bakıma ototransplantasyondur. Çünkü kıl kökü naklinde sadece kişinin kendi kıl kökleri dış ortama alınarak yine kendisine nakledilir.

Saç ekimi kimlere uygulanabiliyor?

Günümüzde 50 yaş üzeri erkeklerin neredeyse yüzde 50’si saç dökülme sorunuyla karşı karşıya kalmaktadır. Dolayısıyla saç ekimi erkekler için en çok uygulanan kozmetik cerrahi olmaktadır. Saç kaybı, sadece erkeklere özgü bir durum değildir. Birçok kadın da saç kaybı ya da seyrekleşme sorunu yaşayabilmektedir.

Neden saç kaybı olur?

Saç kaybının en önemli nedenlerinden biri genetik özelliklerdir; ancak ilerleyen yaş, travmatik yaralanmalar sonrası veya çeşitli tıbbi rahatsızlıkları sonucunda da oluşabilmektedir. Sebebi her ne olursa olsun vücutta yeterli saç kökü olan tüm kişilere saç ekimi başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Sadece kafa derisi değil kaş, bıyık ya da sakal gibi vücutta kıl olan tüm bölgelerdeki kayıplarda da ekim yöntemi başarılı bir şekilde uygulanabilmektedi

Saç ekimi nasıl yapılıyor?

Uygulamada genellikle enseden alınan saç kökleri, hedeflenmiş saçsız bölgeye ekilmektedir. Alınan bu saç köklerine greft denilmektedir. Seyrek olarak bazı durumlarda kişinin ensesinde ya da şakak bölgesinde yeterli yoğunlukta sağlıklı saç bulunmamaktadır. Bu gibi durumlarda kişinin kolları ya da göğüs duvarı gibi kıl içeren başka bölgelerinden de saç kökü alınabilmektedir. Uygulama, saç kaybının miktarına bağlı olarak bir kaç saatte gerçekleşmektedir. Saçsız alan çok büyük ise tedavinin tamamlanması için bir kaç seans gerekebilmektedir. Genellikle müdahale sedasyonla lokal anestezi altında yapılmaktadır. Saç ekiminden sonra baş kısmına özel bir bandaj uygulanmaktadır. Kişi 1-2 saat sonra taburcu edilmektedir. Çok az görülse de ağrı durumlarına karşı ağrı kesiciler ile kontrol sağlanmaktadır. Genellikle 3 günlük ev istirahatı sonrası baş kapalı olacak şekilde iş hayatına dönülebilmektedir. İlk pansuman 5. gün yapılmaktadır.

Saç ekimi için hangi yöntemler kullanılıyor?

Saç ekimi işlemlerinde; iz bırakmayan FUE ya da ensede hafif bir iz bırakabilen FUT yöntemleri başarıyla uygulanmaktadır. FUE yönteminde saç kökleri tek tek alınarak eksik olan bölgelere ekilirken, FUT yönteminde enseden saç içeren bir deri hattı çıkarılmaktadır. Saç ekimi yapılacak kişinin, verici alan olarak kullanılmak üzere başarkası ve yan taraflarında sağlıklı saçları olmalıdır. Saç rengi, sertlik derecesi, dalgalı ve gür olması gibi diğer faktörler de yapılacak işlemin sonucunu etkilemektedir.

Hangi yöntemin tercih edileceğine saç ve kafa deri analizi sonrası kişinin de öncelikleri göz önünde tutularak birlikte karar verilmektedir. Çoğunlukla iz bırakmayan FUE yöntemi tercih edilse de, bazı durumlarda FUT yönteminin de uygulanması gerekebilmektedir. Saç ekimi sadece kellik için değil seyrelmiş bölgelerde saç yoğunluğunu artırmak için de uygulanabilir.

Saç ekimi için en önemli unsur nedir ?

Saç ekimi ciddi bir cerrahi uygulamadır. Saç ekimi risklerinin en aza indirilmesi için hastane ortamında yapılmasında gerekir. Bu konuda iyi bir eğitim almış ve deneyimli plastik cerrahlar tarafınca gerçekleştirilmesi en iyi sonuçların alınması açısında çok önemlidir. Operasyonda saç ekiminin başarılı olabilmesi için ekilen saç köklerinin yerleştirildikleri bölgede hızlı bir şekilde kanlanması yani “tutması” gerekmektedir. Doğru bir teknik uygulandığı takdirde saç ekiminin başarı oranı oldukça yüksektir. Doğal bir görünüm için saçların kel olan bölgelere doğru mesafede, doğru açıyla ve doğru yoğunlukta ekilmesi çok önem taşımaktadır.

Saç ekimi sonrası ekilen saçlar dökülür mü?

Ekilen saçlar, ekim işlemini takip eden bir kaç hafta içerisinde dökülmektedir; ancak bu normal bir durumdur. Çünkü dökülen saçlar 3-4 ay sonra tekrar çıkacaktır. Bu geçici dökülme düzeldikten sonra ekilen saç kökleri karakterlerini korur ve dökülmez. Fakat aynı bölgedeki orijinal saçlar zaman içerisinde dökülmeye devam edebilir ve saç yoğunluğunun azalmasında bağlı olarak gelecekte yeni bir saç ekimi planlanabilir. Cerrahi sonrası saç kaybı ilerleyici olarak devam edebilir. Özellikle de yeni saç çizgisi bölgesinde doğal olmayan bir görünüm meydana gelirse ileri dönemde yine artı bir cerrahi girişim gerekebilir.

Saç ekimi uygulamasının bilinçsiz yapılmasının ne tür riskleri vardır?

Her tıbbi girişim gibi saç ekimi de uygun koşullarda yapılmadığında bazı riskler taşıyabilmektedir. Ancak saç ekimi uygulaması, deneyimli bir plastik cerrah tarafından hastane ortamında gerçekleştirilirse komplikasyonlar çok nadir görülmektedir. Saç ekimi uzun süren bir uygulamadır ve kelliğin derecesine bağlı olarak 1-2 yıllık bir süreçte birkaç ekim gerekebilir. Çok nadir olsa da istenilen enfeksiyon ve belirgin yara izi gibi komplikasyonlar görülebilmektedir. Operasyon sonrası ağrı kesicilerle kontrol edilebilen ağrı, rahatsızlık hissi, bir miktar morarma ve şişme izlenebilir. Saç alınan ve ekilen bölgelerde 2-3 ay içerisinde kendiliğinden düzelen hissizlik oluşabilir.

Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Hakkında

Her tıbbi girişim gibi saç ekimi de uygun koşullarda yapılmadığında bazı riskler taşıyabilmektedir. Ancak saç ekimi uygulaması, deneyimli bir plastik cerrah tarafından hastane ortamında gerçekleştirilirse komplikasyonlar çok nadir görülmektedir. Saç ekimi uzun süren bir uygulamadır ve kelliğin derecesine bağlı olarak 1-2 yıllık bir süreçte birkaç ekim gerekebilir. Çok nadir olsa da istenilen enfeksiyon ve belirgin yara izi gibi komplikasyonlar görülebilmektedir. Operasyon sonrası ağrı kesicilerle kontrol edilebilen ağrı, rahatsızlık hissi, bir miktar morarma ve şişme izlenebilir. Saç alınan ve ekilen bölgelerde 2-3 ay içerisinde kendiliğinden düzelen hissizlik oluşabilir.

1) Estetik – Kozmetik Girişimlerin Uygulama Alanları:

  • Burun şekil bozuklukları
  • Yüz kemiklerindeki şekil bozuklukları
  • Çene kemiğindeki şekil bozuklukları
  • Karın ve bacaklarda kollarda aşırı yağlanma, yağ birikimindeki düzensizlikler
  • Meme orantısızlıkları (büyüklük-küçüklük) ve memede sarkmalar
  • Cilt sorunları: kırışıklıklar, istenmeyen leke ve dövmeler, izler,
  • Yüzde yaşlanma: yüz-boyun cildinin ve kaslarının sarkması, kırışma,
  • Alt-üst gözkapağı sarkmaları

2) Doğumsal Eksiklikler Ve Gelişimsel Anormalliklerin Onarımı:

  • Doğum lekeleri, benler, hemanjiomlar
  • Anormal meme gelişimi
  • Dudak damak yarıkları
  • El, parmak ve kol anomalileri
  • Yüz, yüz kemikleri ve kafatası anormallikleri
  • Kepçe kulak ve diğer kulak anomalileri
  • Kadın ve erkek ürogenital sistem gelişim anomalileri

3) Travma Ve Hastalıklar Nedeniyle Sonradan Gelişen Anormalliklerin Onarımı:

  • Kesiler, yara izleri
  • Yanıklar ve yanık sekellerinin tedavisi,
  • Yumuşak doku yaralanmaları
  • Baş boyun, gövde ve extremitelerde kanser cerrahisi ve onarımı
  • Kanser ya da yaralanmalar sonrasında kazanılan memenin kayıpları, şekil bozuklukları
  • İyileşmeyen yaralar, yatak bası yaraları,
  • Acil parmak, el ve kol yaralanmaları, kayıpları,
  • Çene yaralanmaları, kırıkları, çene eklemi bozuklukları
  • Yüz kemiği kırıkları, yüz yaralanmaları, yüz felçleri
  • Göz kapağının yaralanmaları ya da görmeyi engelleyen bozuklukları
  • Kazalardan sonra oluşmuş her türlü yumuşak doku eksiklikleri

Yüz Germe – Alın Germe

  • Yapılan Cerrahi Girişim: Yüz-boyun ve alın bölgesindeki sarkmış-kırışmış cildin ve fazlalık yağ dokularının alınıp, kasların ve derinin askılanarak yüzün gerilmesi, gençleştirilmesi.
  • Ameliyat süresi: 3 saat, gerekli olan miktara göre daha kısa ya da uzun olabilir: 2-4 saat
  • Anestezi koşulları: Genel anestezi, bölgesel girişimler için sedasyon altında lokal anestezi
  • Hastanede kalış: 1-2 gün, Alın germede: 0-1 gün
  • Olası rahatsızlıkları: Geçici şişlik ve morluklar, deride hassasiyet ya da hissizlik, ve geçici bir gerginlik hissi. Ciltte kurumalar.
  • Riskleri: Yüz sinirlerinin hasarlanması: sıklıkla şişliğe bağlı geçici olarak, ve nadiren de hasara bağlı kalıcı olarak. Alında asimetri.

İyileşme Süreci:

  • İşe dönüş 14-20 gün,
  • Ağır egzersiz: 2. hafta,
  • Morlukların geçmesi: 2-3 hafta,
  • Güneşten korunma: 4-6 ay

Göz Kapakları Estetik Cerrahisi

  • Yapılan Cerrahi Girişim: Üst ve alt gözkapaklarındaki sarkma ve torbalanmaların fazla deri-yağ ve kasların alınarak giderilmesi.
  • Ameliyat süresi: 30 dakika – 2 saat; üst, alt ve üst + alt göz kapağına yapılmasına göre değişmektedir.
  • Anestezi koşulları: Genel anestezi ya da sedasyon altında lokal anestezi
  • Hastanede kalış: Kalınmaz, geçici olarak bir süre takip edilir, ya da 1 gün.
  • Olası rahatsızlıkları: Geçici gerginlik hissi ve morluklar, göz kurumaları ya da yaşlanmaları, gözlerde geçici kaşınma
  • Riskleri: Kanama ( 2 hafta önce kanamayı arttıracak ilaçların alımı durdurulmalıdır) , enfeksiyon, nadiren alt kapakta çekintiler

İyileşme Süreci:

  • İşe dönüş: 7-10 gün,
  • Okuma: 3. gün,
  • Kontact lens kullanımı: 2. hafta,
  • Morlukların tamamen kaybolması: 2 hafta

Burun Estetiği – Rinoplasti

Burunun küçültülüp ya da büyülterek yeniden şekillendirilmesi. Kemerin alınması, burun deliklerinin daraltılması ve burun ucunun inceltilip şekillendirilmesi. Aynı zamanda var olan septum eğriliklerinin (deviasyon) düzeltilmesi.

  • Ameliyat süresi: 1-3 saat
  • Anestezi koşulları: Genel anestezi
  • Hastanede kalış: 0 – 1 gün
  • Olası rahatsızlıkları: Göz çevresinde şişlikler, morluklar, geçici baş ağrısı, ilk 2 gün küçük sızıntılar.
  • Riskleri: Revizyon gerektirecek düzensizlikler

İyileşme Süreci

  • Ameliyat sonrasında 48 saat burunda tampon vardır, ilk 1 hafta burun alçısı ve ikinci haftada da burun bandajı kullanılır.
  • İşe dönüş: 1-2. hafta,
  • Ağır egzersiz: 2-3. hafta,
  • Gözlük takmama-darbelerden korunma 8 hafta,
  • Şişliklerin tamamen kaybolması: 2 ay,
  • Burnun değişmeyecek son halini alması: 1 yıl.

Yağ Emme – Liposuction

  • Yapılan Cerrahi Girişim: Egzersize ve diyete dirençli fazlalık yağ dokularının emilerek vücudun şekillendirilmesi. En sık uygulanan bölgeler: basenler, karın ve çevresi, bacaklar, kollar, boyun-çene altıdır.
  • Ameliyat süresi: Genellikle 1- 2 saat, bazen 3 saat
  • Anestezi koşulları: Genel anestezi, lokal ya da epidural anestezi
  • Hastanede kalış: Genellikle kalınmaz, ya da 1 gün
  • Olası rahatsızlıkları: Geçici morluklar, şişme, hassasiyet ya da hissizleşmeler
  • Riskleri: Asimetri, derideki düzensizlikler, aşırı miktarda sıvı verilmesi ya da aşırı miktarda sıvı kaybedilmesi

İyileşme Süreci:

  • İyileşme dönemi: yağ emilen bölgenin boyutlarına göre değişen şekillerde korse giyilir.
  • İşe dönüş: 1-2 hafta,
  • Ağır egzersiz: 3-4 hafta,
  • Şişlik ve morlukların tamamen kaybolması: 1-6 ay,
  • Diyet ve egzersiz programları uygulanmalıdır.

Meme Büyütme – Meme Augmentasyonu

  • Yapılan Cerrahi Girişim: Göğüslerin boyut ve şekillerinin çeşitli tipte meme protezleri ile güzelleştirilmesi
  • Ameliyat süresi: 40 dakika -2 saat
  • Anestezi koşulları: Genel anestezi ya da sedasyon altında lokal anestezi
  • Hastanede kalış: Genellikle gerekmez, 0-1 gün
  • Olası rahatsızlıkları: Geçici sızı, şişlik, meme ucunun duyusunda geçici olarak azalma. Memede birkaç hafta dokunmaya karşı hassasiyet
  • Riskleri: Memenin içindeki protezin etrafında sert bir kılıf oluşması (kapsül kontraktürü), kanama ve enfeksiyon gibi genel cerrahi riskler, meme ucunun duyarlılığında artma ya da azalma, daha sonraki mammografilerde konuda deneyimli bir radyolog gerektirmesi.

İyileşme Süreci:

  • Return to work: 1-3 work
  • Physical contact with the breasts in 2-3 weeks, during this period sports bra is worn
  • Fading of marks: 2-4 months

Meme Askılama – Mastopeksi

  • Yapılan Cerrahi Girişim: Sarkan göğüslerin ve meme ucunun dikleştirilip şekillendirilmesi
  • Ameliyat süresi: 1- 3 saat
  • Anestezi koşulları: Genel anestezi ya da çok kısıtlı girişimlerde sedasyon altında lokal anestezi
  • Hastanede kalış: Genellikle 1 gün, küçük girişimlerde kalış yoktur.
  • Olası rahatsızlıkları: Geçici morluklar, şişme, deride duyarsızlık-geçici kuruma, ameliyat izleri
  • Riskleri: İzlerin belirginleşmesi, enfeksiyon, deri hasarları, meme uçlarının asimetrisi, deride his kaybı

İyileşme Süreci:

  • Ameliyattan sonra dikiş yerlerinde iyileşme tamamlanmasına kadar bandaj ve sütyeni giyilir.
  • İşe dönüş: 1-2 hafta,
  • Ağır egzersiz: 1 ay,
  • İzlerin sönmesi: birkaç ay-1 yıl

Karın Germe – Abdominoplasti

  • Yapılan Cerrahi Girişim: Karın ve göbek bölgelerinde ortaya çıkan fazla yağ ve derinin alınması ve karın duvarının inceltilip sıkılaştırılması
  • Ameliyat süresi: 2 saat – 3 saat
  • Anestezi koşulları: Genel anestezi
  • Hastanede kalış: Hastanede kalma süresi hastaya özgü genel durum ve ameliyat süresine göre Değişir. 2 – 4 gün
  • Olası rahatsızlıkları: Geçici ağrı, karın cildinde şişlik, hassasiyet, hissizlik, ve birkaç hafta kalabilen morluklar.
  • Riskleri: Enfeksiyon, deri altına kanama, Kötü iyileşme nedeniyle deri izinin belirgin olması ve deri hasarı.

İyileşme Süreci:

  • İşe dönüş: 2-4 hafta, bu süre içinde korse giyilir, ağır yük kaldırılmaz.
  • Ağır egzersiz: 4-6 hafta,
  • İzlerin düzleşip belirsizleşmesi: 3 ay – 2 yıl

About Gynecomastia Surgery

(Erkekte Meme Küçültme)

Jinekomasti (guy-nuh-koh-MAS-tee-uh), östrojen ve testosteron hormonlarının dengesizliğinden kaynaklanan erkek veya erkeklerde meme dokusunun şişmesidir. Jinekomasti bazen düzensiz olarak bir veya iki memeyi de etkileyebilir. Yenidoğan ve ergenlik çağındaki erkek çocuklarda, hormon düzeylerindeki normal değişikliklerin sonucu olarak jinekomasti gelişebilir, ancak diğer nedenler de vardır.

Genel olarak, jinekomasti ciddi bir sorun değildir, ancak durumla başa çıkmak zor olabilir. Jinekomastili erkekler ve erkekler bazen memelerinde ağrıya sahiptir ve utanmış hissedebilirler.

Jinekomasti kendi başına da yok olabilir. Eğer devam ederse, ilaç veya ameliyat ile tedavi edilebilir.

Obezite Tedavisinde Kalıcı Kilo Kontrolü: “Obezite Ameliyatları”

Uygulanan tedavi ve diyet programlarıyla kilo vermeyi başaramayan, Beden Kitle İndeksi (BKİ) 40’dan yüksek ya da BKİ’i 35’den yüksek ve kronik bazı hastalıkları bulunan ve bu nedenle önemli sağlık sorunları yaşayan kişilere tedavi amaçlı uygulanan cerrahi girişimlere “Bariatrik Cerrahi” ya da Obezite Cerrahisi adı verilmektedir. Obezite tedavisinde önemli bir yere sahip olan obezite (bariatrik) ameliyatlar ile hastalar normal kilolarına dönebildiği gibi bu kişilerde obeziteyle ilişkili hastalıkların görülme sıklığı da azalmaktadır. Kapalı cerrahi yöntemiyle (laparoskopik) yapılan obezite ameliyatları sayesinde ise hastaların iyileşme süreci kısalmaktadır. Kilo vermek için obezite (bariatrik)  ameliyatı olmuş hastalar arasında yapılan araştırmalar obezite ameliyatı olmuş kişilerin, olmayanlara kıyasla, daha düşük oranda obeziteyle ilişkili kanserlere yakalandığını ortaya koymuştur.  Bunun nedeni sadece diyet ve spor ile hedeflenen kilo kaybı girişimleri vücutta %7-10’luk bir kilo kaybıyla sonuçlansa da, obezite (bariatrik) ameliyatlar, gerekli hayat tarzı değişikleriyle desteklendiğinde, ilk yılda %80 oranında kilo kaybını sağlamaktadır.

Kimler ameliyat olabilir ?

Obezite cerrahisi öncesi hastanın yeme-içme özellikleri, diyabet ve yaşam tarzı, diğer hastalıkların durumu göz önüne alınır. Cerrahi, genellikle 18-60 yaş arasında uygulanabilir. Hastaya cerrahi işlem uygulanabilmesi için bazı şartlar gereklidir.

Bunlar;

  • Vücut kitle indeksinin 40’ın üzerinde veya obeziteden kaynaklanan hastalıkları bulunan  35-40 arası hastalar.
  • En az 5 yıldan bu yana tedavi edilemeyen obezite hastalığının bulunması.
  • Bir yıllık ilaç ve diyet sonucunda hastalığın seyrinde değişim olmaması.
  • Endokrinolojiyi ilgilendiren hastalıkların bulunmaması.
  • Aşırı alkol veya uyuşturucu madde bağımlısı olunmaması.
  • Hastanın anlama ve uyum kabiliyetinin tam olması ve operasyon sonrası obezite ekibiyle eşgüdümlü olabilmesi.
  • Ameliyata engel bir durumunun olmaması.

Obezitenin cerrahi tedavisinde hangi ameliyatlar uygulanmaktadır?

Günümüzde obezite ameliyatları kapalı yöntem ile yapılmakta ve böylelikle hastanın iyileşme süreci kısalmaktadır. Obezite için yapılan ameliyatlarda belli başlı 3 yöntem izlenmektedir:

  • Kısıtlayıcı ameliyatlar
  • Besin emilimini bozucu ameliyatlar
  • Kısıtlayıcı ve besin emilimini bozucu ameliyatlar

Gastrik band uygulaması gibi bazı kısıtlayıcı operasyonlar etkinliğini yitirmiştir. Besin emilimini bozucu operasyonların etkisi yüksek olmakla birlikte yan etkileri çok fazladır. Günümüzde, obezite cerrahisinde en etkin yöntem, kısıtlayıcı ameliyatlar kapsamında olan laparoskopik (kapalı yöntem) sleeve gastrektomi (tüp mide) denilen operasyonlardır. Burada hastaların bilmesi gereken bir diğer önemli nokta ameliyattan sonra kendilerini bambaşka bir hayatın beklediğidir. Beslenme ve diyet uzmanı rehberliğinde düşük karbonhidrat-yüksek proteinli bir diyet uygulanması, ufak porsiyonlarda daha fazla sayıda öğünlerin düzenlenmesi, iyi çiğneme alışkanlığının kazanılması, günlük multivitamin, kalsiyum ve d vitamini takviyesinin yapılması, fizik egzersizlerin buna eklenmesi büyük önem taşımaktadır.

Tüp Mide Ameliyatı

Tüp mide ameliyatı midenin yaklaşık %80’lik kısmının cerrahi olarak çıkarılmasıyla gerçekleştirilen bir obezite ameliyatıdır. Birden fazla mekanizmayla hastanın kilo vermesini sağlamaktadır. Öncelikle, yeni oluşturulan mide normal mideye göre belirgin derecede azalmış hacmi nedeniyle daha az gıda ve böylece daha az kalori alınmasına neden olur. Ancak asıl etkisinin gıda alımını kısıtlamaktan öte mide bağırsak sistemindeki özellikle açlık, tokluk ve kan şekeri kontrolünü sağlayan hormonlar üzerinde meydana getirdiği değişimdir.

Kısa dönem sonuçlarına bakıldığında tüp mide ameliyatı, daha eski olan gastrik bypass kadar hem hastanın kilo vermesi hem de diyabet gibi metabolik bozuklukların tamamen düzeltilmesinde veya iyileşmesinde etkili bir ameliyattır. Ayrıca bu metabolik etkisi aynen bypasstaki gibi hastanın kilo vermesinden bağımsız olarak gerçekleşmektedir. Hasta ameliyattan çok kısa bir süre sonra henüz daha kilo vermeye başlamadan diyabete bağlı yüksek kan şekeri düzeylerinin normale doğru yönelmesi, diyabet için kullanılan ilaçların ve insülinin tamamen veya kısmen bırakılması söz konusudur. Ayrıca tüp mide ameliyatı gastrik bypass ameliyatına göre daha az komplikasyonun görüldüğü bir ameliyattır. Yöntem; kısıtlayıcı bir ameliyat olması, fazla kiloların %50-60’ının kısa sürede kolaylıkla verilmesini sağlaması, yabancı bir cismin vücuda adapte edilmek zorunda olunmaması, mide bağırsak sisteminde gıda geçiş güzergahında bir değişiklik gerektirmemesi, hastanede kalış süresinin daha kısa olması, mide bağırsak sistemindeki açlık, tokluk ve kan şekeri düzenleyici hormonlara olumlu yönde etkilerde bulunması bakımından ayrıcalıklıdır.

Gastrik Baypass

Gastrik Bypass diğer obezite cerrahi yöntemlerine göre daha eski bir ameliyat türüdür. Bu nedenle dünyada günümüze kadar en fazla yapılmış obezite cerrahi yöntemi olarak sayılabilir. Birinci aşamada 30 mililitre hacminde küçük bir mide oluşturulur. Bunun için yemek borusu mide bileşkesine yakın mide dokusu kullanılır. Yeni oluşturulan bu küçük mideye ince bağırsaklar belli bir mesafeden bağlanır. İki tür bypass vardır. Bir türünde ince bağırsaklar hiç ayrılmadan bir halka şeklinde getirilerek mideye bağlanır. Buna “Mini Gastrik Bypass” denir. Diğer türde ise, ince bağırsak ayrılır ve bir ucu mideye diğer ucu ise yine ince bağırsağa ancak belli bir mesafeden sonra bağlanır. Buna da Roux en Y gastrik bypass adı verilir. Küçük teknik farklar dışında bu iki yöntem de yakın cerrahi sonuçlar vermektedir. Buradaki mekanizma tüp midede olduğu gibi hem kısıtlayıcıdır yani hasta daha sınırlı gıda miktarı tüketebilir hem de gıdalar onikiparmak bağırsağına dökülen safra ve pankreas enzimleri ile olması gereken yerden çok daha uzak ince bağırsak bölümlerinde karşılaşır. Böylece gıdaların parçalanması ve emilmesi zorlaşır ve buna bağlı emilimi bozucu bir mekanizma eklenmiş olur. Hasta kısaca az yer ve yediğinden az yararlanır. Burada mide bağırsak sistemi hormonlarındaki değişim tüp mideye oranla daha belirgin olur. Buna bağlı olarak da açlık hissi azalır, tokluk hissi artar ve kan şekeri daha düzgün seyreder. Avantajları arasında fazla kiloların %60-80’ini hasta verebilir. Gıda alımını kısıtlayıcı bir yöntemdir. Mide bağırsak sistemi hormonları daha belirgin etkiler. Tüp mide ameliyatına göre geri dönüşümlü bir işlemdir.

Diğer operasyonlar–duodenal switch- uygulanan grup ve uygulama azlığına bakıldığında çok özel operasyonlar olarak kalmaktadır ve her hasta için merkezlerce değerlendirilmesi uygun olacaktır.

Ameliyat sonrası yaşam

Burada hastaların bilmesi gereken bir diğer önemli nokta ameliyattan sonra kendilerini bambaşka bir hayatın beklediğidir. Beslenme ve diyet uzmanı rehberliğinde düşük karbonhidrat-yüksek proteinli bir diyet uygulanması, ufak porsiyonlarda daha fazla sayıda öğünlerin düzenlenmesi, iyi çiğneme alışkanlığının kazanılması, günlük multivitamin, kalsiyum ve d vitamini takviyesinin yapılması, fizik egzersizlerin buna eklenmesi büyük önem taşımaktadır. Ameliyat sonrası hastalar küçük porsiyonlarla doyabildiği için yeni hayatlarına alışmada sorun yaşamamaktadır.

ONLINE DİYET NEDİR?

Online diyet danışmanlığı için yaptığın ödemenin onaylanmasının ardından, beslenme durumunu ayrıntılı şekilde öğrenmemizi sağlayacak ‘Renkli Diyet Beslenme Bilgilendirme Formu’ nu doldurmanı isteyeceğiz.

Eksiksiz doldurduğun bu formu bize göndermenin hemen ardından 24-48 saat içerisinde seni telefonla arıyoruz. Böylece ayrıntılı ilk görüşmemizi telefonla gerçekleştirmiş oluyoruz.

Telefon görüşmemizin hemen sonrasında 12 saat içinde sana özel planladığımız online renkli diyet programını hazırlayıp; mail olarak ve WhatsApp üzerinden sana ulaştırıyoruz.

İsteğine bağlı olarak; sana her gün motivasyon mesajları atıyoruz. Mesai saatleri içerisinde sormak istediğin tüm soruları WhatsApp üzerinden yanıtlıyoruz.

15 günde bir vereceğimiz pratik ve renkli tarifler ile menülerini daha eğlenceli hale getiriyoruz. Böylece kilo verirken sağlıklı kaçamaklar da yapmış oluyorsun.

Her yeni diyet programını planlarken; tüketmek istediğin ve istemediğin besinleri ve varsa farklı dönemsel durumunu (hastalık durumu, doğumgünü partisine katılma, düğün/toplantı/kutlama programı veya iş seyahati, dönemsel ödem şikayeti vb.) göz önünde bulunduruyoruz.

Her hafta hedef bir kilo belirliyoruz; amacımız bu hedefe ulaşmak Hedefe giden yolda sana destek oluyoruz.

Online Diyet programın bittikten bir hafta sonra program sonucunu değerlendirmek için ayrıntılı bir telefon görüşmesi daha yapıyoruz. Programın sonucunu değerlendiriyor; gerek duyarsak yeni bir program için planlama yapıyoruz.

  • Takipli Online Diyet
  • Takipsiz Online Diyet
  • Hamilelik Dönemi Online Diyet
  • Doğum Sonrasi Dönemde Online Diyet
  • Bebek Ve Çocuk Beslenmesi Online Diyet
  • Sporcu Beslenmesi Online Diyet
  • 7/24 Takipli Online Diyet
  • Günlük Renklerle Detoks
  • Vejeteryan / Vegan Beslenmeye Özel Online Diyet

Tüp Bebek Tedavisi Hakkında

Memorial Tüp Bebek [IVF] Merkezleri, başarısızlıkla sonuçlanmış tüp bebek vakalarından ileri yaştaki kadınların anne olmasına, şiddetli erkek kısırlığından tekrarlayan düşüklere kadar farklı birçok konuya uzman ekibiyle çözüm bulmaya çalışmaktır. Tüp bebek tedavisi başarısı için yoğun çaba harcayan ve bu anlamda önemli araştırmalar yapan ekibimiz, bunun yanı sıra genetik hastalık riski bulunan ailelerde preimplantasyon genetik tanı yöntemlerini de uygulamaktadır.

Tüp Bebek Merkezlerimiz talasemi, kas hastalıkları, hemofili gibi birçok genetik geçişli hastalığı embriyolarda tanımlayabilmekte ve böylece sağlıklı çocukların dünyaya gelmesine yardımcı olmaktadır. Tüp Bebek Merkezlerimiz alanında elde etmiş olduğu bütün bu başarılar ve sunduğu geniş tedavi yelpazesi ile Tüp Bebek konusunda Türkiye’de olduğu kadar Avrupa ve dünyada da önemli bir yere sahip olmuştur.

Tüp bebek tedavisi için bir uzmanla görüşmek üzere merkezimize başvurduğunuzda, size fiziksel ve duygusal olarak fedakarlık gerektiren birçok test uygulanır. Bu testlerden önce ise size ve eşinize daha önceden yapılmış tetkik ve tedavileri araştırılır. Böylece hem nedene yönelik bir fikir edinilir, hem de aynı tetkiklerin tekrar istenmesi engellenir. Tüp bebek tedavisinin ilk muayenesine çiftlerin birlikte katılması ve durumun değerlendirilmesi tedavi yönünden oldukça önemlidir.  Tüp bebek tedavisinin aşamalarındanilki olan testler kısmına geçilir ve sorunun nedenleri araştırılır. Eğer kadının tüp bebek tedavisinden önce yapılması gereken bir operasyona ihtiyacı var ise bu konu değerlendirilir. Doğumsal rahim sorunları, miyomlar, polipler ve sinesi histeroskopi ya da laparoskopi operasyonu ile tedavi edilir. Tüp bebek tedavisi düşünen çiftlerin en merak ettikleri konulardan biri de tüp bebek fiyatlarıdır. Tüp bebek fiyatlarıtıpkı tedavide olduğu gibi kişinin sağlık durumu ve tedavi olunan tüp bebek merkezinin özelliklerine bağlı olarak değişiklik gösterir.

Peki Tüp Bebek Nasıl Olur?

Öncelikle uzman doktorlarımız kişiye özel olarak uygulanacak protokole karar verir. Tüp bebek aşamalarının en önemli kısmında ise kadın yaşı, yumurta rezervi, geçirdiği operasyonlar, endometriozisin varlığı, hormon seviyeleri ve daha önceki tedavi protokollerinin değerlendirilmesi vardır.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hakkında

Memorial Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümleri; doğumsal kaynaklı ya da yaşamın bir bölümünde herhangi bir nedenle ortaya çıkan, yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen ya da kişiyi sosyal yaşamdan koparıcı nitelikteki engellilik durumlarının iyileştirilmesine yönelik özel tedavi programları uygulamaktadır. Günümüz çalışma koşulları ve yaşam tarzı göz önünde bulundurulduğunda, modern tıbbın hemen hemen her branşında; hastaların günlük yaşam aktivitelerini geri kazanmaları, mesleki yaşamlarına geri dönüş ve sosyal yaşamlarında da etkin bir şekilde devam edebilmeleri için hastaya özel yaklaşımlarla tedavi programlarını yöneten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nün önemi giderek artmaktadır. Bölümde çeşitli tedavi metotları, modern tıbbın gerekliliklerine göre şekillendirilmekte ve ileri teknolojilerden de önemli ölçüde yararlanılmaktadır.

Memorial Şişli Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde de genel fizik tedavi rehabilitasyon hizmetlerinin yanı sıra belirli alanlarda da dünya standartlarında özel teknolojilerin kullanıldığı Robotik Rehabilitasyon Merkezi de Türkiye’de referans kabul edilebilecek olanaklara sahiptir. Nörorehabilitasyon ve Robotik Rehabilitasyon Merkezi tüm nörolojik hastalıkların rehabilitasyonunda klasik yaklaşımlar ile yeni teknolojik yaklaşımların bir sentezi şeklinde en üst düzeyde tedavi imkanı sağlamaktadır.

Nörorehabilitasyon ve Robotik Rehabilitasyon Merkezi’nde;

  • Robotik yürüme eğitimi,
  • Robotik el kol eğitimi,
  • Yürüme-denge-koordinasyon eğitimi
  • Bilgisayarlı denge ve düşme önleme çalışmaları
  • El rehabilitasyon programı
  • İş uğraşı terapisi
  • Konuşma – Yutma terapisi
  • Botoks uygulamaları
  • Cerrahi olmayan derin beyin uyarımları (TMS) gibi fizik tedavi rehabilitasyon uygulamaları gerçekleştirilmektedir.

Ortopedi ve Travmatoloji Hakkında

Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü, kas-iskelet sistemindeki doğumsal ve edinsel hastalıkları hastanemizde yer alan tüm bölümlerle dayanışma ve işbirliği içinde inceleyen, teknolojinin geniş olanaklarından yararlanarak teşhis eden, hastalara en uygun medikal ve cerrahi tedaviyi bilimsel düzeyde planlayarak uygulamaktadır. Hastalar, tedavi planları ile ilgili olarak uzman doktorlarımız tarafından tüm ayrıntılarıyla bilgilendirilmektedir. Ortopedi ve Travmatoloji, teknoloji ve bilimsel ilerlemelerin ışığında en hızlı gelişen, değişen ve hatta kapsamı artan dalların başında gelmektedir.

Alt Dalları:

  • Artroplasti cerrahisi (eklem protezleri)
  • Spor travmatolojisi
  • Boy uzatma ve bacak eşitsizlikleri
  • Çocuk ortopedi ve travmatolojisi
  • El cerrahisi ve mikrocerrahi
  • Diz cerrahisi ve artroskopik cerrahi
  • Omuz ve dirsek cerrahisi
  • Ortopedik onkoloji
  • Ayak ve ayak bileği cerrahisi
  • Kemik İltihapları (Osteomyelit) tedavisi

Genel Cerrahi Hakkında

Memorial Sağlık Grubu Genel Cerrahi merkezleri; güçlü akademik kadrosu, kanser ve kanser dışı tüm hastalıkların tanı ve tedavisine yönelik deneyim ve bilgi birikimi, bilimselliği ileri teknoloji ile birleştiren donanımı ve altyapısı, hastaya özel yenilikçi ileri tekniklerin kullanıldığı cerrahi seçenekleri ile dünya standartlarında hizmet olanaklarına sahiptir.  

Genel cerrahide “özel cerrah” kavramı

Tıbbın en önemli ve geniş kapsamlı alanlarından biri olan genel cerrahi; ilgi alanına giren organların hastalıkları ve farklı tedavileri, bu alanlarda hızla gelişen teknoloji ve cerrahi teknik uygulamalarının da gelişmelere bağlı olarak çeşitliliğinin artması ile yerini yavaş yavaş özel cerrahiye bırakmaktadır.  Bu sayede her konuya konsantre olan “genel cerrah” aynı zamanda genel cerrahinin farklı alanlarında da uzmanlaşma sağlayarak “özel cerrah” statüsü kazanmaktadır.

Memorial Sağlık Grubu Genel Cerrahi merkezleri de bu gerçekten hareketle farklı alanlarda uzmanlaşmış akademik ve uzman kadrosu ile hizmet vermektedir. Hastalar bir uzman arayışı içinde olmadan, genel cerrahinin tüm alt branşlarında kaliteli hizmet olanaklarına sahiptir. Bunun yanında, cerrahi uygulamaların bireysel kararlarla değil, grup kararına bağlı olarak verildiği konsey değerlendirmelerinden de yararlanmaktadır. Hastalar genel tanının ardından, konunun uzmanına yönlendirilerek hastalığa özel tedavi planlaması yapılmaktadır. 

Tiroidin iyi huylu hastalıkları ve kanserlerini ilgilendiren endokrin cerrahisi, memede iyi huylu tümörlerin ve meme kanserlerinin cerrahisi; karaciğer, safra yolları, safra kesesi ve pankreası ilgilendiren hepato-pankreato-biliyer sistem cerrahileri; yemek borusu, mide, ince ve kalın bağırsak ile makat bölgesini ilgilendiren kanserler, safra kesesi taşları ve fıtıklar, anorektal hastalıkların cerrahisi ve kalıcı kilo kontrolü sağlayan obezite cerrahisi, merkezlerimizde deneyimli ekipler tarafından gerçekleştirilmektedir. 

Memorial Sağlık Grubu Genel Cerrahi Merkezlerinde Gerçekleştirilen Cerrahi ve İşlemler:

MEME CERRAHİSİ

Memorial Meme Sağlığı Merkezlerinde memenin iyi huylu tümörleri ve kanserlerinin tedavisi;  dünyanın en gelişmiş merkezleri ile aynı anda uygulanan cerrahi teknikler, kişiye özel ameliyat yaklaşımları, hasta konforunu amaçlayan yöntemler ve multidisipliner bir anlayışla yapılmaktadır. Meme kanserlerinde yalnızca tümörlü bölgenin çıkarılması ve meme bütünlüğünün korunması ilkesi esas alınmaktadır. Ancak memede birçok odakta gelişen tümörlerde mastektomi adı verilen memenin tümünün alınması durumunda da aynı seansta uygulanan plastik ve rekonstrüktif cerrahilerle meme estetiği sağlanmakta, hastanın organ kaybı yaşama riski ortadan kaldırılmaktadır. 

ENDOKRİN CERRAHİSİ

Vücudun iç salgı yapan bezlerinin ameliyat gerektiren hastalıklarında uygulanan cerrahi tedavilerdir. Tiroit bezinin iyi ve kötü huylu hastalıkları, nodüler guatr, zehirli guatr, tiroit kanseri, paratiroit bezi hastalıkları, böbreküstü bezi hastalıkları ve tümörleri, pankreasın iyi huylu hastalıkları ve tümörlerinin cerrahi tedavisi, endokrin cerrahisi kapsamında gerçekleştirilmektedir. Memorial Genel Cerrahi Merkezlerinde tiroit ve paratiroit cerrahisinde hasta konforunu olumsuz yönde etkileyen kanamalar ve ses kayıplarının önüne geçen özel uygulamalar da yapılmaktadır. Ameliyat sırasında kullanılan ve “enerji cihazları” adı verilen yardımcılar ile damarın istenilen yerden kapatılması sağlanarak kanama riski azaltılmaktadır. Cerrahi sırasında kişinin konuşmasını sağlayan ses tellerine giden sinirleri koruyucu sinir monitörizasyonu da kullanılmakta ve cerrah, işlem sırasında sinirin işlevini kontrol edebilmektedir. 

KARACİĞER, PANKREAS, SAFRA YOLLARI CERRAHİSİ (HEPATOPANKREATOBİLİER CERRAHİ)

Genel Cerrahide; karaciğer, pankreas ve safra yollarının iyi huylu hastalıkları ve tümörleri, Hepato-pankreato-biliyer (HPB) cerrahi adı altında tedavi edilmektedir. Memorial Sağlık Grubu Genel Cerrahi Merkezlerinde gastrointestinal sistem tümörlerinin cerrahisinde uluslararası teknikler uygulanmaktadır. Kanser ameliyatı öncesi hastalar onkoloji konseyinde değerlendirilerek hastalık ile ilgili tüm branş doktorlarının görüşleri alınıp, hastaya en uygun cerrahi yöntemler kullanılmaktadır. 

GASTROENTEROLOJİ CERRAHİSİ

Mide, ince ve kalın bağırsak, yemek borusu ile rektumu ilgilendiren iyi huylu hastalıklar ve kanserlerinin cerrahi tedavileri, gastroenteroloji cerrahisi adı altında gerçekleştirilmektedir. Memorial Genel Cerrahi Merkezlerinde konsey kararı ile değerlendirilen hastalar için en uygun cerrahi teknikler belirlenmekte, dünyanın en gelişmiş kanser merkezlerinde uygulanan ileri ameliyat teknolojileri hastalara sunulmaktadır. Onkolojik cerrahide ameliyatların önemli bir bölümü kapalı cerrahi teknik olan laparaskopi ile yapılmakta, hasta işlem sonrası konforlu bir dönem geçirerek, ek tedavileri için yeterli vakti kazanmaktadır. Gastroenteroloji cerrahisinde de özellikle karaciğer metastazı yapmış bağırsak tümörler cerrahisi başarı ile uygulanmaktadır. 

OBEZİTE CERRAHİSİ

Beden Kitle İndeksi (BKİ) 40’dan yüksek ya da BKİ’i 35’den yüksek ve kronik bazı hastalıkları bulunan ve bu nedenle önemli sağlık sorunları yaşayan kişilere tedavi amaçlı uygulanan cerrahi girişimler, “Bariatrik Cerrahi” ya da Obezite Cerrahisi adını almaktadır. Memorial Obezite Cerrahisi Merkezlerinde obezite ameliyatları kapalı yöntemi le yapılmakta ve hastanın iyileşme süresi kısalmaktadır. Gastrik band gibi işlemlerin geçerliliğini kaybetmesi ile birlikte en sık uygulanan etkin yöntemler; tüp mide ameliyatları ve gastrik bypass’tır. 

PROKTOLOJİ CERRAHİSİ

Toplumda yaygın olarak görülen anorektal hastalıklar (kalın bağırsak, rektum ve anal bölge hastalıkları), doğru tanı ve tedavi için bu alanda deneyimli ve özel ihtisas sahibi bir ekip, teknoloji ve donanım gerektirmektedir. Memorial Genel Cerrahi Merkezlerinde bu alandaki sorunlara, üst düzey tanı ve tedavi olanakları hastalara sunularak yaklaşılmaktadır. Proktoloji cerrahisinde; iç ve dış hemoroid, kabızlık, anas fissür, perianal abse ve fistüller, gaita kaçırma, bağırsak fıtığı, kıl dönmesi, anal kaşıntı, kolorektal kanserler ile anal ve perianal siğillerin cerrahi tedavileri gerçekleştirilmektedir. 

ORGAN NAKLİ

Memorial Sağlık Grubu Organ Nakli Merkezleri, özellikle karaciğer ve böbrek nakillerinde dünyada referans merkezi olarak gösterilmektedir. Memorial başta Balkan ülkeleri ve Türki Cumhuriyetler olmak üzere, ABD ile Avrupa ve Ortadoğu ülkelerinden de organ nakli bekleyen hastalar tarafından tercih edilen bir merkezdir. Memorial Sağlık Grubu yalnızca organ nakil cerrahisinde sağladığı başarıdan değil, dünya çapında doktorlara verdiği eğitimlerle de adından söz ettirmektedir. Özellikle Avrupa ve ABD’den gelen doktorlar, Memorial’da canlıdan nakil alanında eğitim almaktadır.

Robotik Cerrahi İşlemleri Hakkında

Da Vinci Robotik Cerrahi ya da diğer adıyla robot teknolojisi, tıp dünyasında cerrahinin ulaştığı en ileri teknolojidir ve başta ABD’deki önemli merkezler olmak üzere Türkiye’de de özellikle üroloji, kadın hastalıkları, genel cerrahi, KBB, göğüs cerrahisi, kalp cerrahisi ameliyatlarında kullanılmaktadır. ‘da Vinci Robot’ teknolojisi, doktor ve hastaya sağladığı özel ayrıcalıklar ile ön plana çıkan teknoloji, bugün tüm dünyada özellikle kanserle mücadelede kullanılan en başarılı cerrahi yöntemlerden biri olma özelliğine sahiptir. Kısaca “robotik cerrahi” olarak bilinen robot yardımlı laparoskopik cerrahi yönteminin üç temel özelliği bulunmaktadır. Bunlardan ilki olan görüntüleme sistemi, laparoskopik cerrahi ilkesi ile çalışır. Yani hastanın vücudunun içinden görüntü kamera yardımı ile cerraha aktarılır. Robotik cerrahide laparoskopik cerrahiden farklı olarak bu görüntü üç boyutludur ve kamera kontrolü robot tarafından yapıldığı için titremesiz net bir görüntüdür. Ameliyat edilecek organa çok yaklaşılarak daha büyük büyütmede net görüntüler elde edilebilir. Cerrah, bir konsol yardımıyla robot kollarını kumanda eder. Bu robot kolları hastaya yerleştirilir. Konsolda bulunan fiberoptik kablolar, robotun kollarına giderek cerrahın yaptığı küçük el hareketlerini robotik kollara aktarır ve bunlara bağlı cerrahi makas, doku veya iğne tutucu gibi aletlerin istenilen hareketleri yapması sağlanır. Robotik kollara bağlı cerrahi aletler 540 derece dönebildiklerinden el hareketlerinden çok daha fazlasını yapacak şekilde hareket edebilir. Ayrıca normalde insanın elindeki doğal titreme, robotik cerrahide cerrahi aletlerin uçlarına hiç yansımaz. Bu sayede hata payı da en aza indirilir.

Üroloji Ameliyatlarında Da Vinci Robotik Cerrahi 

Robotik Cerrahi ilk olarak 1994’te kardiyovasküler cerrahi alanında kullanılmaya başlandı. Ancak en yaygın kullanım alanı üroloji ameliyatları oldu. 2001 yılından bu yana tüm dünyada en fazla prostat kanseri cerrahisinde kullanılan da Vinci; böbrek, mesane ve testis kanserlerinde de kullanılmaktadır.

‘da Vinci Robotik Cerrahi’ tekniği, tümüyle robota bağlı bir cerrahi uygulama değildir. İster açık, ister laparoskopik isterse de robotik yöntemlerle yapılan ameliyatlar söz konusu olduğunda ameliyat başarısında cerrahi ekibin tecrübesi en önemli faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Memorial Şişli Hastanesi Robotik Cerrahi Merkezi’nde tüm üroloji ameliyatları, dünyadaki en gelişmiş merkezlerde uygulanan yöntemler ile deneyimli ekip tarafından gerçekleştirilmektedir. 

Prostat Kanseri Ameliyatlarında Sinir Koruma Özelliği

Özellikle 50 yaş üzeri erkeklerde ortaya çıkan ve cilt kanseri dışında gelişmiş ülkelerde en sık görülen erkek kanseri olan prostat kanseri ameliyatları sonrası, erkeklerin sosyal yaşamlarını olumsuz etkileyen çok önemli iki risk olan cinsel fonksiyon bozukluğu ve idrar kaçırma problemleri görülebilir. ‘da Vinci Robotik Cerrahi’ tekniği ile gerçekleştirilen prostat kanseri ameliyatlarında hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilecek bu riskler en aza indirilmektedir. Prostata komşu olan ve penise giden sertleşme sinirleri ile idrar tutma kasları robot teknolojisi sayesinde çok daha iyi korunabilmektedir. Bu nitelikli koruma sayesinde idrar kaçırma sorunu ve penis sertleşme bozukluğu riski en aza inmektedir. Robot cerrahisi ile uygulanan “İntrafasiyal Sinir Koruma” tekniği ile ameliyat sonrası hastanın cinsel aktivite sorunu yaşama riski de en aza indirilmektedir.

Prostat cerrahisinde da Vinci’nin hastaya sağladığı ayrıcalıklar:

  • da Vinci Robotik Cerrahi sonrası hastanede kalış süresi 1 ya da 2 gün kadar olmaktadır. Yaklaşık hastaların %95’i ameliyat sonrası ikinci günde evlerine gitmiş durumdadır.
  • Geleneksel açık cerrahi ile karşılaştırıldığında ameliyat sırasında çok az kan kaybı olmaktadır. Ameliyat öncesi kan hazırlığı gerekmez.
  • Hastanede kalış döneminde ve hastaneden çıktıktan sonra da çok az oranda ağrı kesici kullanımına gerek olmaktadır. Zira hastalar ağrı hissetmezler.
  • Genellikle cerrahiden sonraki ilk hafta içinde (yaklaşık 4 ya da 6 gün sonra) idrar yoluna yerleştirilen sonda alınmaktadır. Açık cerrahide bu süre genellikle 14 -21 gün arasında değişmektedir.
  • Yaklaşık hastaların %90’ı da Vinci Robotik Cerrahi ile ameliyat sonrası ya da 3. haftada rutin çalışmalarına geri dönmektedir.

Böbrek Tümörü Ameliyatlarında Böbreği Koruyucu Etki 

“da Vinci” tekniği ile gerçekleştirilen böbrek tümörü ameliyatlarında, en iyi şekilde kanser kontrolü sağlanmaktadır. Yalnızca tümör dokusu çıkarılarak sağlıklı böbrek hastada bırakılmaktadır. Robot teknolojisi ile üç boyutlu ve yüksek çözünürlüklü büyütülmüş görüntü altında, tümörün doku içindeki derinlik hesabı rahatlıkla yapılarak tümör böbrekten uzaklaştırılır. Tümörün çıktığı alan hızla ve derinlik kontrolüyle dikilebilir. Tümörlü doku çıkarıldıktan sonra oluşan doku boşluğu, açılan damarlar ve yaralanan idrar kanalları robotik kollar kullanılarak incelikle ve hızla onarılmaktadır. Büyük çaplı böbrek kanserinde ise böbreğin çıkarılması için uygulanabilmektedir.

Böbrek cerrahisinde da Vinci’nin hastaya sağladığı ayrıcalıklar:

  • Hastanede kalma süresi kısadır ve hızlı iyileşme sağlanır.
  • Ameliyat sonrası daha az ağrı ve az ağrı kesici kullanımı söz konudur.
  • Hasta günlük aktivitelerine kısa sürede döner.
  • Küçük ameliyat kesikleri nedeniyle estetik görünüm bozulmaz.
  • Ameliyat, titreme etkisinin ortadan kaldırıldığı robot kollarla gerçekleştirilir.

Robotik Cerrahi ile 4 Delikten Testis Kanseri Ameliyatı 

da Vinci Robotik Cerrahi ile kapalı testis ameliyatı, Memorial Şişli Hastanesi’nde de başarıyla uygulanmaktadır. Açık olarak yapıldığında iman tahtası olarak bilinen kemiğin alt ucundan başlayarak leğen kemiği arasındaki karın duvarının kesilmesi, bağırsakların dışarı çıkarılması ve büyük damarların çevresindeki lenf bezlerinin temizlenmesi ilkesine dayanan testis kanseri ameliyatları, robot teknolojisi ile tamamen kapalı olarak birkaç delikten yapılabilmektedir. Testis kanserli hastaların açık cerrahisi için gerekli büyük kesiler, robotik cerrahinin hastalara sağladığı konfor ile tarihe karışmakta, ameliyat hastalara büyük ayrıcalıklar sağlamaktadır.

Da Vinci Robotik Cerrahi ile gerçekleştirilen testis kanseri ameliyatlarıyla;

  • Büyük kesilerdeki ağrı, enfeksiyon ve yara iyileşeme riskleri robotik cerrahi ile azalır.
  • Açık ameliyattaki gibi hastanın bağırsakları dışarı çıkarılmaz. Bu nedenle bağırsaklarda enfeksiyon ve kuruma gibi riskler ortadan kalkar.
  • Cinsel fonksiyonlara etkisi olan ve aort ya da büyük damarlar çevresinde bulunan bazı sinirsel yapılar robotik cerrahi tekniği ile daha net görülür. Daha etkili bir şekilde korunabilir. Böylece meni boşalması ile ilgili daha az sorun yaşanır.
  • Kemoterapinin uzun süreli yan etkileri de olabileceğinden, robotik cerrahi belirli hasta gruplarında avantaj sağlayabilir.
  • Hastaların ameliyat sonrası çocuk sahibi olmalarında yaşanacak güçlükler; ameliyat öncesinde hastadan alınan spermin, sperm bankasında saklanması ve yardımcı üreme teknikleri sayesinde ortadan kaldırılabilir.

Da Vinci ile Bağırsak Yapay Mesane 

Gelişmiş ülkelerde; erkeklerde 4, kadınlarda ise 7’inci sırada görülen mesane kanseri, da Vinci Robotik Cerrahi ile vücutta ameliyat kesisi oluşturmadan tedavi edilmektedir. Açık olarak gerçekleştirilen mesane kanseri ameliyatlarında; göbeğin 4-5 cm yukarısından başlayan bir noktada, leğen kemiğine kadar uzanan bir kesi ile mesane ve lenflerin temizlenmesi, bağırsaktan yapılan mesanenin de normal idrar kanalına bağlanması söz konusudur. Bunun yanında mesanesi alınan hastalar sosyal açıdan karınlarında sürekli torba taşıma ya da belirli aralıklarla sonda kullanarak idrarlarını boşaltma gibi sorunlar yaşayabilmektedir. da Vinci Robotik Cerrahi ile yapılan mesane kanseri ameliyatlarında iki ayrı ilke uygulanmaktadır. İlki; mesanenin ve lenf bezlerinin çıkarılma işlemleri robotla yapıldıktan sonra, bağırsaklardan yeni mesane oluşturma ameliyatı açık yöntemle gerçekleştirilerek ameliyat tamamlanmaktadır. Ancak bu ameliyat tekniği için de büyük bir kesi gerekmekte ve bağırsaklar vücut dışında beklediği için enfeksiyon kapma, kuruma, sıvı ve ısı kaybı gibi sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Memorial Şişli Hastanesi Robotik Cerrahi Merkezi’nde mesane kanseri ameliyatları, dünyada çok az merkez ve cerrah tarafından yapıldığı şekli ile tamamen kapalı olarak gerçekleştirilmektedir. Mesanenin çıkarılması, büyük damarların çevresindeki lenflerin temizlenmesi, bağırsaklardan yeniden mesane yapılması, idrar kanallarının bu yeni mesaneye bağlanması ve bunun da normal idrar yoluna bağlanması işlemlerinden oluşan ameliyat, tamamen robotik olarak tamamlanmaktadır.

Mesane kanseri ameliyatlarında robotun hastaya sağladığı ayrıcalıklar;

  • Da Vinci Robotik Cerrahi ile hasta çok büyük bir ameliyat kesisinden kurtulmuş olur. Ameliyat, her biri 8-15 milimetrelik yalnızca 6 delikten yapılabilir.
  • Açık ameliyatlarda görülebilen kesi yeri fıtıklaşmaları, kesi yeri dikişlerinin açılması ve yeniden ameliyat olma riskleri de ortadan kalkar.
  • Robotik yapıldığı için ameliyat esnasında kanama ihtimali de azalır.
  • Hasta hiç açılmadan ameliyat yapıldığı için bağırsakların kuruması, enfeksiyon kapması ve ısı kaybetmesi gibi riskler belirgin olarak azalır.
  • Ameliyat sonrasında hastalar daha kısa sürede iyileşerek normal yaşamlarına dönebilir.
  • Mesane kanser cerrahisinde mesane ile prostat da birlikte çıkarılır. Çünkü mesane kanserli hastaların üçte birinde, hastaların farkında olmadıkları prostat kanseri de yakalanabilir. Prostat alınırken, cinsel fonksiyon sağlayıcı sinirler ve idrar tutma mekanizması robotun sağladığı büyütme, yakından görme ve iyi aydınlatma ile daha iyi korunur.
  • Da Vinci Robotik Cerrahi ile Mesane kanseri olmuş hastalar; ameliyatın 2. ve 3. gününde beslenmeye başlar. Bağırsak hareketleri yeterince yerine geldikten sonra ve her şey yolunda giderse de bir haftadan önce taburcu edilir. Sondalı olarak geçen 3 haftanın sonunda yeni yapılan bağırsaklardan oluşan mesane dikişlerinin tam kaynadığı tespit edildiğinde sonda çekilir.
  • Kadınlarda mesane kanseri ile birlikte rahim ve yumurtalıklar da alınır. Doğum kanalından itibaren rahim alındığı için doğum kanalının da tamiri ameliyat esnasında yine robotla yapılır. 

UPJ Darlığına Robotla Çözüm  

Özellikle genç yaşta böbrek ağrısı sonucu ya da rastlantısal olarak tespit edilen böbrek çıkışının darlığı (UPJ darlığı) durumlarının cerrahi tedavisinde konvansiyonel laparoskopik cerrahi önemli bir çığır açmıştır. Açık cerrahi ile rekontstrüktif bir ameliyatı büyük ameliyat kesisi ile yaparken, laparoskopik olarak sadece ufak deliklerden vücut içine girilerek bu darlık %97 başarı ile tedavi edilmektedir. Ancak vücut içinde konvansiyonel laparoskopi ile milimetrik titreme, iki boyutlu görüntü ve aletlerin sınırlı hareket kabiliyeti dezavantajlarına karşı da Vinci Robotik teknoloji ile üç boyutlu görüntü altında, titremeyen robot kolları ve mükemmel hareket kabiliyeti ile çok daha rahat ve başarı ile tedavi söz konusudur.

İdrar Kaçırma Sorununda Robotik Cerrahi Yeri

Kadınlarda özellikle mesanenin sarkmasına bağlı gelişen idrar kaçırma olgularında ve idrar kaçırmasa bile hazne dışına ele gelecek kadar ileri mesane sarkmalarında da Vinci Robotik cerrahi yöntemi uygulanabilmektedir. Robot teknolojisi ile mesanenin bir daha hiç sarkmayacak şekilde ve %100’e yakın başarı ile tedavisi mümkündür. Özellikle prolapsus denilen durumlarda gerçekleştirilen sakrokolpopeksi ameliyatlarında robotik kolların hareket kabiliyetiyle vücut içinde hızlı dikiş atabilme avantajı sağladığından robotik cerrahi ön plana çıkmaktadır. Sarkıklığa neden olan bağların ve diğer destek dokuların zayıflaması nedeniyle tamir amaçlı olarak sentetik kumaşlar kullanılarak sarkan dokuların onarımı tam anlamıyla yapılabilmektedir. da Vinci Robotik teknoloji bu onarımda da büyük avantaj sağlamaktadır.

Kadın Hastalıları- Jinekolojik Ameliyatlarında Da Vinci Robotik Cerrahi

da Vinci Robotik Cerrahi, üroloji ve genel cerrahinin yanında en sık kadın hastalıklarının ameliyatla tedavisinde kullanılmaktadır. 2013 yılı verilerine göre kadın hastalıklarında robot ile yapılan ameliyat sayısı, üroloji ameliyatlarının da üzerindedir. Robot teknolojisi, uzun süren laparoskopik jinekoloji ameliyatlarına, cerrahın konsol başında oturarak ameliyatını gerçekleştirebilmesi sayesinde yeni bir boyut getirmiştir.

Kanser cerrahisinde üstün teknoloji başarısı

Jinekolojik, ürojinekolojik ve onkolojik ameliyatlar cerrahinin en zor operasyonları arasında gösterilmektedir. Robot cerrahisi, ileri evre yumurtalık kanserleri dışında tüm jinekolojik kanserlerde en ileri teknoloji olarak kullanılmaktadır. Rahim kanseri olarak bilinen  “endometrium” kanserinin her evresinde, rahim ağzı kanserinin (serviks kanseri) cerrahi sınırlar içinde olanlarında uygulanabilmektedir. İnfertilite nedeniyle yapılan myomektomi operasyonu ile rahim sarkmasında da robotik cerrahiden faydalanılmaktadır. Laparoskopik yöntemle rahimden miyom çıkarılıp kapatıldığında, iyileşen bölgenin bir sonraki gebelikte yırtığa neden olma riski, dikiş yetersizliği nedeniyle artabilir. Oysa dikiş üstünlüğü sayesinde robotik cerrahide bu riskin ortaya çıkma oranı minimum düzeydedir. Endometriozis’in ilerleyen safhalarında çevre dokular çok yapışık olduğu için laparoskopik cerrahiyle bunları temizlemek güçleşmektedir. Bu tür ameliyatlarda daha rahat hareket edilebildiği için robotik cerrahi tercih edilmektedir.

Teknolojik üstünlüğe sahip

Robotik cerrahi hem sahip olduğu teknolojik gelişmeler hem de kullanım kolaylığı sayesinde hasta ve cerrah açısından birçok avantaj sunmaktadır. Hastanın hastanede kalış ve iyileşme süresi, açık ameliyatlara göre çok daha kısadır. Üstelik birkaç küçük kesiden giriş yapıldığı için cerrahi iz de kalmamaktadır. Robotik cerrahi, pelvik sistemde her yere ulaşımı çok daha kolay sağlamaktadır. Kullanılan cihazların hareket kabiliyeti de oldukça yüksektir. Cerrahi işlem ileri boyutta, rahat ve hızla gerçekleştirilmektedir. El titremeleri robotik kollara iletilmediği için ameliyat daha güvenli şekilde yapılmaktadır. Daha az kanama riski bulunur. Hastanın iyileşme süresi kısalır. Enfeksiyon riski daha düşüktür. Üç boyutlu görüntüleme avantajı, cerrahın işini kolaylaştırmaktadır. Cerrah, ameliyat sırasında bir konsol başında oturarak çalıştığı için daha az efor sarf etmekte ve konsantrasyonu bozulmamaktadır. 

Genel Cerrahi Ameliyatlarında Da Vinci Robotik Cerrahi

“Minimal invaziv” yani küçük kesi ile gerçekleştirilen ameliyatlar, günümüzde artık birçok alanda olduğu gibi kanser tedavilerinde de öncelikli olarak tercih edilmektedir. Günümüzde kullanılan bu teknolojiler, modern cerrahideki en önemli gelişme olarak kabul edilmekte, klasik açık cerrahilere göre, hasta ve doktora birçok ayrıcalık sunmaktadır. Minimal invaziv yöntemler sayesinde en zor ameliyatlar, cerrahi ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak hastaya konfor sağlayacak şekilde gerçekleştirilmektedir. Laparoskopik cerrahi, açık cerrahiye oranla; hastanede kalış süresini en aza indirmekte ve hastaya hızlı iyileşme olanağı sunmaktadır.

Son 10 yılda minimal invaziv ameliyatlar arasında en ileri teknoloji olarak kabul edilen robotik cerrahi, genel cerrahide özellikle de kanser ameliyatlarında artan oranda kullanılmaktadır.

Da Vinci Robotik Sistem, cerrah tarafından yönetilen, ameliyat sırasında en derin noktalara 3 boyutlu ve net bir görüntü ile ulaşılabilen, robotik kollarla ve en ufak titreme olmaksızın çok açılı hareket kabiliyetini sağlayan, çağımızın en ileri cerrahi teknolojisidir. Da Vinci Robotik Sistem karın ön duvarına açılan küçük deliklerden girerek, vücut içindeki en derinde bulunan organları 10 kat büyütme altında ve yüksek çözünürlüklü üç boyutlu olarak görüntüleyebilmektedir.  Vücut içinde 7 boyutta hareket eden robot kolları ve bunların ucundaki ince-ufak cerrahi aletlerle, cerrah kontrolünde ameliyatın gerçekleştirilmesini sağlar.

“Da Vinci Robotik Cerrahi” hastaya konfor sağlar

  • Açık cerrahideki gibi büyük bir cerrahi kesi gerektirmez. İşlem, küçük deliklerden yapılır.
  • 10 kat daha büyük ve net görüntü altında ameliyat gerçekleştirilir.
  • Görüntünün kalitesi yüksek çözünürlüklü ve üç boyutludur. 3 boyutlu görüntü sayesinde derinlik avantajı sağlanır.
  • Titremeyen ve 720 derece açıda hareket kabiliyetine sahip ufak robotik kollar ile milimetrik ve her yönden dikişler rahatlıkla yerleştirilir.
  • Damar ve sinir varlığı net olarak ortaya konur.
  • Tümör operasyonlarında açık cerrahiye göre daha başarılı bir yöntemdir.
  • Ameliyat sonrası bağırsak faaliyetlerinde normale dönüş daha hızlıdır.
  • Hastanın beslenmesi açık cerrahiye göre daha hızlı normale döner.
  • Cerrahi bölgeden enfeksiyon kapma riski düşüktür.

Kanser Cerrahisinde Robotik Teknoloji 

Üst Gastrointestinal Sistem

2001 yılından itibaren tüm dünyada hızlı bir gelişim gösteren “da Vinci Robotik Sistem”inin günümüzde kullanımı hızla yaygınlaşmaktadır. Üst sindirim sistemi cerrahi girişimlerinde, da Vinci Robotik Sistemin üstün doku ayırma sütürleme teknikleri sayesinde girişimler daha rahat ve güvenli bir biçimde yapılabilmektedir.

  • Mide kanseri D2 rezeksiyonu
  • Ayrıca kanser dışı
    1. GERD (Reflü Cerrahisi)
    2. Hiatal Herni  (Mide Fıtığı)
    3. Akalazya (Yemek Borusu Alt Uç Darlıkları)

İnce Bağırsak Ameliyatları

Robotik Sistemin kullanımı; hastaya uygulanan işlemler ve cerrahın girişimlerini kolaylaştırıcı özelliği nedeniyle önemlidir. Damar ve sinirlerin, daha yakından ve ayrıntılı olarak izlenmesini sağlayarak, cerrahın daha ince doku ayırmaları yapmasına ve daha rahat dikiş atmasına yardımcı olur. Kanser cerrahisi prensiplerine daha uygun hareket etme olanağı sağlar. Laparoskopik kameralardan daha özellikli olarak 3D ( üç boyutlu) görünüm sağlayarak dokuya yaklaşımı kolaylaştırır. Bu sayede cerrahın açık ameliyatlarda görmekte ve ulaşmakta zorlandığı alanlarda daha fazla görsellik ve hareket etme imkanı sağlar.

  • İnce Bağırsağın darlıkları (Crohn hastalığına bağlı)
  • İnce Bağırsak tümörleri

Kolorektal Cerrahi 

Robotik Sistemi, laporoskopi ameliyatı şeklinde başlayarak, üstün el becerisi gereken aşamada kullanıma girer. Bu yöntemle eli karın içine sokabilmek için açılması gereken büyüklükteki bir kesiye ve elle cerrahi destek yöntemine gerek kalmaz.

Hastaya sağladığı ayrıcalıklar;

-Birçok vakada kanser kontrolünde daha iyi klinik veriler,

-Bağırsak fonksiyonlarında daha hızlı düzelme,

-Normal beslenmeye daha hızlı geçiş,

-Belirgin olarak daha az ağrı,

-Daha az kan kaybı,

-Daha düşük yara enfeksiyonu riski,

-Daha kısa hastanede kalış süresi,

-Daha kısa iyileşme süresi sağlar.

Robotik Sistemi Kolorektal cerrahide;  kolon kanserleri, rektum kanserleri ve prolapsus ani ameliyatlarında da kullanılmaktadır.

HPB (Karaciğer – Pankreas – Safra Yolları) Cerrahisi 

Özellikle safra yolu yaralanmalarında, onarım amaçlı açık cerrahi yöntemi yerine, da Vinci Robotik Sistem’le daha hassas ve büyük kesiye gerek kalmadan onarım yapılabilir.

  • Nöroendokrin Cerrahisi
  • Pankreas gövde, kuyruk kist ve tümörleri
  • Dalak Koruyucu Cerrahiler
  • Safra Kesesi ve Safra Yolları Operasyonları
  • Dalak Operasyonları

Pankreas Kanseri Cerrahisinde Laparoskopik Robotik Cerrahi 

Pankreas kanseri, karın içi kanserler arasında en tehlikeli olanıdır. Sıklığı giderek artmakta ve son yıllarda üzerinde oldukça geniş çalışmalar yapılmaktadır. Pankreas kanserini diğer kanser türlerine göre daha önemli kılan, organın yerleşim yeridir. Vücutta adeta gizlendiği noktada çok önemli görevler yapan pankreasa, cerrahi olarak da müdahale edilmesi zordur. Bu nedenle pankreas için genellikle “Dokunulmaz” ifadesi kullanılır.

Pankreas Kanseri Tedavi Süreci

Yapılan MR ya da tomografi tetkiklerinde eğer hastaya pankreas kanseri teşhisi konulmuşsa öncelikle tanını kesin olup olmadığının saptanması için biyopsi yapılmalıdır. Yapılan görüntülemede kitle tespit edilmişse ve hastanın sarılık ve kilo kaybı gibi şikayetleri varsa tanı büyük olasılıkla doğrudur. Tanıda şüpheli durumlarda ise endoskopik biyopsi gerekli olabilir. Tedavinin en önemli aşaması cerrahidir. Hastanın tümörünün cerrahi olarak çıkarılıp çıkarılmayacağı, yapılan evreleme sonucu belirlenir. Karaciğer ya da diğer organlarda metastaz yoksa ve büyük damarlarda tutulum ileri derecede değilse hasta öncelikle ameliyat edilir. Ek tedaviler ise ameliyat sonrasında hastanın durumuna göre planlanır. Cerrahi şansı bulunmayan hastalarda ise öncelikle kemoterapi uygulanır. İlaç tedavileri ile tümörde gerileme söz konusu olduğunda ise hastanın cerrahi için aday olup olamayacağı tekrar değerlendirilir. Pankreas kanserinin vücutta birçok odağa ve uzak organlara yayılması durumunda ise öncelikle kemoterapi ve ardından da alternatif seçenekler ile tedavi planı gündeme gelir. Pankreas kanserinde de unutulmaması gereken en önemli nokta, tümörün davranışının her kanser türünde olduğu gibi kişiden kişiye farklılık göstermesidir. Bu nedenle her hastanın tedavi şansı vardır ve bu seçenekler araştırılmalıdır.

Pankreas Kanseri Ameliyatlarında Güncel Cerrahiler

Son yıllarda pankreas kanseri cerrahisindeki en önemli gelişme, minimal invaziv yöntemlerin kullanılması, laparoskopik ve robotik cerrahilerden yararlanılmasıdır. Laparoskopik cerrahi, pankreas kanseri hastalarında da vücutta büyük bir ameliyat kesisine neden olmadan, özel aletler ile birkaç delikten girilerek yapılan işlemlerdir.  Laparoskopik cerrahi; pankreasta tümörün yerleşimi eğer pankreasın gövde ve kuyruğunda ise ilk tercih olarak değerlendirilmelidir. Pankreas başı tümörlerinde ise eğer tümör erken evrede yakalanmışsa, ana damarda tutulum yoksa ve hastanın yaşı uygunsa laparoskopik cerrahi uygulanabilir.

Pankreas kanserlerinde robotik cerrahi hasta ve doktora şu önemli ayrıcalıkları sağlamaktadır;

  • Robotik cerrahi, açık ameliyat ile laparoskopik işlemlerin ayrıcalıklarını bir arada sunmaktadır.
  • Robotik cerrahi ile kanser daha iyi kontrol altına alınabilmektedir.
  • Cerrahide enfeksiyon riskini azalttığı ve vücutta büyük ameliyat kesilerine neden olmadığı için hastanın yaşam sansını yükseltmektedir.
  • Ameliyat sırasında damarlar, lenf düğümleri ve diğer oluşumlar daha iyi görüntülenmekte bu da ameliyatın başarı şansını artırmaktadır.
  • Ameliyat sırasında dalak korunabilmektedir.
  • Ameliyat sonrası bağırsaklar daha erken çalışmaya başlar, hasta açık ameliyatlara göre daha az ağrı hisseder, daha kısa sürede hastaneden taburcu olur, iyileşmesi ve normal yaşama geri dönüşü daha hızlı olur. Vücutta herhangi bir kesi ya da büyük bir yara izi oluşmaması, hastaya daha iyi kozmetik sonuç sağlar. 

Metastatik Pankreas Kanserlerinde Tedavi Alternatifleri

Pankreas kanseri en sık karaciğere metastaz yapar. Bu tip hastalar genellikle geç belirti veren ve pankreasın, gövde ve kuyruğuna yerleşmiş tümörlü hastalardır. Ameliyat, hastaya hızlı yanıt sağlayacak tedavi seçeneği olarak değerlendirilmemelidir. Yalnızca biyopsi sonucu ya da radyolojik görüntüsü nöroendokrin tümör olarak belirlenmiş olan hasta grupları ameliyat ile tedavi edilebilir ve hızlı yanıt alınabilir. Metastatik pankreas kanserli hastalar için tedavi şansı kemoterapidir. Ancak Sistemik  kemoterapi tedavisinin de hastanın durumu değerlendirildikten ve alınacak yanıt öngörüldükten sonra yapılmalı yada alternatif Kemoterapi seçenekleri olan ; HIPEC yada PIPAC kemoterapi seçenekleride düşünülmelidir.

Robotik Bariatrik Cerrahi-Obezite Cerrahisi:

Da Vinci Robotik Cerrahi teknolojisinin, tüm dünyada laparoskopik olarak gerçekleştirilen obezite ameliyatlarında da kullanılmaya başlanması, doktor ve hastaya özel ayrıcalıklar sunmaktadır. Obezite hastalarının anatomik yapıları nedeniyle bu tür ameliyatlarda ekstra gerekli olan hassasiyet, robotun titremeyen kolları ve hastanın karın bölgesinde büyük bir incelikle hareket edebilme özelliği ile sağlanabilmektedir. Cerraha üç boyutlu ve yüksek çözünürlüklü bir görüntü sağlayan robot teknolojisi, işlemin gerçekleştirildiği bölgeye komşu olan organ, doku ve sinirlerin korunmasına da olanak tanımaktadır. Bazı grup uygun hastalarda ameliyat kesisi oluşturmadan birkaç ya da tek delikten yapılabilen işlemler, hastalardaki estetik kaygıları ortadan kaldırmaktadır.

Son günlerde gündemde olan Obezite cerrahisinde tüp mide ameliyatı , gastrik bypass  , özelikle de metabolik cerrahide yani Tip II şeker hastalığında tercih edilen tüp mide ile birlikte uygulanan bipartisyon  obezite ameliyatları, robot teknolojisinden yararlanarak başarı ile gerçekleştirilmektedir.Öncelikle hastaların iyi değerlendirilip obezite ameliyatının gerekliliği sorgulanmalı  ve gerektiğinde hangi ameliyat tekniği uygulanmasının seçimi büyük önem kazanmaktadır.

Robot teknolojinin hasta ve doktor için sağladığı ayrıcalıklar şu şekilde sıralanabilir:

  • Cerrahi kapalı bir teknikle ve yalnızca birkaç delikten yapıldığı için açık cerrahilerde, organların hava ile teması nedeniyle görülebilecek enfeksiyon riskleri ortadan kalkar.
  • Cerrah, robot teknolojisi sayesinde 3 boyutlu ve dijital bir görünüm ile hastanın sinir, damar, kas ve dokularının yaralanma riskinden daha çok korunduğu bir imkanla ameliyatı gerçekleştirir.
  • Robot teknolojisi sayesinde hastanın vücudunda bir ameliyat kesisi oluşmaz. Büyük bir kesi yerine birkaç delikten tamamlanan işlem sonrası hastanın hem enfeksiyon riski yok denecek kadar azalı hem de daha az ağrı ile konforlu bir iyileşme süresi geçirir.
  • Hastanın taburculuğu, günlük yaşama dönüşü ve iyileşme süresi kısaldığı, bunun yanında ağrı kontrolü sağlandığı için hasta daha kısa zamanda ağızdan beslenir ve vücut direncini geri kazanır.
  • Hasta günlük yaşam kalitesini yakaladıktan sonra iş ve sosyal yaşamına da daha hızlı bir şekilde dönüş sağlar.

Memorial Bahçelievler Hastanesi Robotik Cerrahi Merkezi’nde, uluslararası arenada “ilk” olma özelliği taşıyan ve dünya tıp literatürüne “Bakırköy Tuğcu Tekniği” olarak geçen“RobotikPerineal Radikal Prostatektomi”yöntemi, robot teknolojisi kullanılarak, makat ile yumurtalık arasındaki bölgeden 3-4 santimetrelik kesi ile mimimal invaziv olarak uygulanmaktadır.

Kulak Burun Boğaz Hastalıklarında Da Vinci ile Robotik Cerrahi 

Robotik cerrahinin, kulak burun boğaz ve baş-boyun cerrahisi alanlarında kullanılması hastalar için büyük avantajlar sağlamaktadır. Gırtlak, yutak, bademcikler, dil ve ağız içine yerleşmiş iyi veya kötü huylu tümör ve kistler gibi pek çok kulak burun boğaz hastalığında kullanılmaktadır. Da Vinci robotik cerrahi,  hastalar için güvenli ve etkili bir cerrahi ile ameliyat sonrasında konforlu bir dönem ve kısa sürede sosyal yaşama dönme olanağı sunmaktadır.

Kulak burun boğaz ameliyatlarında robotik cerrahi nasıl kullanılır?

Robotik cerrahi son 10 yıllık geçmişi olan bir teknik ve teknolojidir. Kulak burun boğaz sorunlarının cerrahi tedavisinde kullanımları dünyada ve ülkemizde 2010 yılından bu yana uygulanmaktadır.

Da Vinci cerrahi sistemi genel cerrahi ve üroloji gibi bölümlerde karın içi ameliyatlarında, karın cildine açılan deliklerden giren robot kollarıyla gerçekleştirilmektedir. Kulak Burun Boğaz (KBB) ameliyatlarında ise cilde herhangi bir delik veya kesi yapılmadan ağız boşluğundan girilerek yapılmaktadır. Bu nedenle bu cerrahi yöntemi tanımlarken İngilizcede “Ağız yoluyla” anlamına gelen “Transoral Robotik Cerrahi” ismi verilmiştir ve bu şekilde tanımlanmaktadır.

Da Vinci ile transoral robotik ameliyatlar, robot kollarına bağlı enstrümanlar ile yapılmaktadır. Bu ameliyatlar, robotun kollarına takılan insan elinin yapamayacağı beceri ve hassasiyete sahip çok küçük enstrümanlar ile hassas kumanda sistemleri kullanılarak üç boyutlu ve 16 kez büyütülmüş endoskopik görüntü altında gerçekleştirilmektedir.

Cerrahi müdahalenin yapılacağı hastalığa göre, ağızdan girilerek gerçekleştirilen ameliyatlarda diğer robotik cerrahilere göre daha ince ve küçük aletler kullanılmaktadır. Da Vinci robotunun insan eline göre; titreme riskini ortadan kaldırması ve çok daha fazla hareket açısına sahip olması damar – sinir yapılarına zarar vermeden, sağlam dokuları ve fonksiyonları koruyarak minimal invaziv cerrahi operasyonları gerçekleştirme imkanı yaratmaktadır.

Hangi kulak burun boğaz hastalıklarında da Vinci robotik cerrahi kullanılmaktadır?

  • Bademciklerin iyi ve kötü huylu tümörleri
  • Dil kökünün iyi ve kötü huylu tümörleri
  • Geniz, yumuşak damak, yanak, yutak, bölgesinin iyi ve kötü huylu tümörleri
  • Gırtlağın iyi huylu ve kötü huylu tümörleri, kistleri ve kanserleri.
  • Uyku apnesi sendromu ve horlamanın cerrahi tedavisinde kullanılabilmektedir.

İleri uyku apnesi olgularında robotik cerrahi uygulamasıyla hasaların CRAP cihazı kullanmaktan kurtulabilmektedir.

Ayrıca aşırı büyük dil (makroglossi) varlığında robotik cerrahiyle dil küçültme işlem tecrübeli ellerde gerçekleştirilebilmektedir.

Kulak burun boğaz ameliyatlarında robotik cerrahinin klasik açık cerrahiyle yapılan ameliyatlara avantajları nelerdir?

Kulak burun boğaz ve baş boyun cerrahisinin klasik ameliyatlarında boyun bölgesinde, yüzde ve çene kemiğinde büyük kesikler yapılarak işlemler gerçekleştirilir. Bu operasyonlar da Vinci robotik cerrahi yöntemi ile ağız yolundan yapıldığından ciltte herhangi bir kesi yapılmadan tamamlanır ve hastanın iyileşme süreci çok daha hızlı olur. Bütün bu işlemler hastalarda daha az kanama, daha az ameliyat yara izi oluşumu, daha az enfeksiyon riski yaratır. Hastaların hastanede kalış süresi kısalır ve hastalar daha kısa sürede normal beslenmeye ve konuşmaya geçer.

  • Ameliyat kesi yerinin olmaması,
  • Ağrı hissinin daha az olması
  • Kanamanın daha az olması ve kan nakli ihtiyacının azalması
  • Ameliyat cilt yarası olmaması nedeniyle yara yeri enfeksiyonunun olmaması,
  • Günlük yaşantıya çok kısa sürede dönülmesi
  • Trakeotomi ismi verilen boğaz’a delik açılması işlemine gerek duyulmaması,
  • İyileşmenin hızlı olması,

Robotik cerrahinin endoskopik ameliyatlara üstünlükleri nelerdir?

  • Robotun 5 mm’lik el bileğinden daha fazla hareket kabiliyetine sahip ve el bileğini taklit eden uçları en ücra noktalara girip cerrahi işlemin gerçekleştirilmesini sağlar.
  • Robotun uçları 7 düzlemde 540 derece hareket edebilir. Endoskopik aletler ise tek düzlemde hareket edebilir.
  • Robotta elin titremesi kaldırılmıştır. Robotik cerrahide cerrahın eli titremez. Endoskopik ameliyatlarda titreme oldukça ciddi problemdir.
  • Aletler kıvrılıp bükülebilir. Endoskopik aletler serttir, eğilip bükülemez.
  • Robotik ameliyatta dikiş atılabilir. Endoskopik ameliyatta atılamaz.
  • Robotik ameliyatta 3 boyutlu görüş vardır. Endoskopik ameliyatta 2 boyutlu görüş vardır.
  • Robotik ameliyatta ameliyat sahası 16 kez büyütülür. Endoskopta büyütme yoktur.
  • Endoskopik ameliyatta cerrahın bir eli endoskopu tuttuğu için ameliyat sahasında tek eli kullanabilir. Robotik ameliyatta ise ameliyat sahasında cerrah iki elini de kullanabilir. Ayrıca hasta başı cerrahının iki eli de ameliyat sahasında işlemlere yardımcı olur. Bu durum cerrahide dikiş atılması, aynı anda sahada 4 işlemin yapılabilmesini sağlar. Ameliyat süresi kısalırken, endoskopik cerrahide yapılamayan işlemler robotik cerrahide yapılabilir.

Uyku apnesi ameliyatlarında da Vinci robotik cerrahi nasıl kullanılır?

Robotik cerrahinin en yeni kullanım alanlarından biri tıkayıcı uyku apnesi sendromudur. Tıkayıcı uyku apnesinde üst solunum yolunun bazı seviyelerinde uyku sırasında tıkanıklıklar oluşur. Bilinen yöntemlerle yumuşak damağa, bademciklere ve küçük dile cerrahi gerçekleştirilir. Fakat bu yöntemler hastaların yarısından fazlasında yeterli olmamaktadır. Tıkayıcı uyku apnesi hastalarının çoğunda dil kökünde ve epiglottis adı verilen gırtlağın üstündeki kapakçık seviyesinde de tıkanmalar görülmektedir.

Daha önce bilinen yöntemlerle dil köküne ve gırtlağın üstündeki kapakçığa boyundan kesi olmadan yaklaşım gerçekleştirilememekteydi. Fakat robotik cerrahi ile bu bölgede boyun kesisi olmadan rahatlıkla işlem yapılabilmektedir.  Robotik cerrahi ile tıkayıcı uyku apnesi hastalarında çok seviyeli bir cerrahi gerçekleştirilmekte ve tespit edilen tüm tıkanıklıklar açılabilmektedir. Bu ameliyatlarla CPAP gibi uykuda solunum cihazı kullanmak zorunda olan hastalar cihazsız uyuma konforuna kavuşturulmaktadır.

Gırtlak kanseri ameliyatında robotik cerrahi nasıl kullanılır?

Robotik cerrahinin kullanıldığı alanlardan biri de gırtlak kanseridir. Gırtlağın üst bölümünün ve ses telinin tutulduğu erken evre hastalarda robotik cerrahi avantajlı şekilde kullanılmaktadır. Gırtlak kanseri ameliyatı robotik cerrahi yöntem ile boğaza delik açılmadan yapılmaktadır ve boyun bölgesinde yara yeri oluşmamaktadır.

Hasta daha kısa sürede iyileşir, daha erken dönemde konuşmaya ve yutmaya başlar. Robotik cerrahi gırtlağın erken evre tümörlerinde güvenli bir şekilde kullanılabilmektedir.

Da Vinci Robotic Surgery in Urological Surgeries

Robotic Surgery was first used in 1994 in the field of cardiovascular surgery. However, the most common usage was in urology surgeries. Since 2001 da Vinci has been used in prostate cancer surgery all over the world; it is also used in kidney, bladder and testicular cancers cases.

The ‘da Vinci Robotic Surgery’ technique is not a purely robot-dependent surgical practice. The experience of the surgical team is the most important factor in the success of the operation, whether it consists of open, laparoscopic or robotic procedures. All urology surgeries are carried out by an experienced team with the methods applied in the most developed centers in the world. 

Nerve Protection in Prostate Cancer Center

Following prostate cancer surgery, which is the most common male cancer occurring especially in men over 50 years of age and developed in countries other than skin cancer, sexual dysfunction and urinary incontinence problems, which are the two most important risks negatively affecting the social life of men, can be observed. These risks, which can negatively affect the patient’s quality of life, are minimized in prostate cancer surgeries performed via the “da Vinci Robotic Surgery” technique. The erectile nerves and the urinary retention muscles adjacent to the prostate and leading to the penis are much better protected via robot technology. Thanks to this qualified protection, the risks of urinary incontinence and the risk of penile erectile dysfunction are minimized. With the “Interfacial Nerve Protection” technique applied via robot surgery, the risk of experiencing sexual activity problem after a surgery is minimized.

The privileges which the da Vinci also provides to the patient in prostate surgery:

  • The length of hospital stay after the da Vinci Robotic surgery is 1 or 2 days. Approximately 95% of the patients have been discharged home on the second postoperative day.
  • Only very small blood loss is present during surgery compared to traditional open surgery. Preoperative blood preparation is not required.
  • In the hospitalization period and after leaving the hospital, very little pain relief is required. This is because the patients do not feel pain.
  • In the first week after surgery (approximately 4 or 6 days later), a catheter is placed into the urethra. In open surgery, this period usually ranges from 14 to 31 days.
  • Approximately 90% of patients return to their routine work with or after 3 weeks of operation with da Vinci Robotic Surgery.

Kidney Protective Effect in Kidney Tumor Operations 

In kidney tumor surgeries performed via the da Vinci technique, cancer control is provided in the best possible way. Only the tumor tissue is removed and the healthy kidney is left in the patient. Under the three-dimensional and high-resolution enlarged image with robot technology, the tumor is easily removed from the kidney by performing depth calculation in the tissue. The area where the tumor emerges can be sutured quickly and with depth control. After the removal of the tumor tissue, the resulting tissue cavity opened veins and injured urinary channels are repaired extensively and rapidly by using robotic arms. This method can be performed for the removal of the kidney in large-scale kidney cancer.

The privileges which the Da Vinci provides to the patient in kidney surgery:

  • Hospital stay is short and rapid recovery is achieved.
  • Postoperatively, less pain is present and less pain relief medications are used.
  • The patient returns to his/her daily activities in a short time.
  • The aesthetic appearance does not deteriorate due to the small surgical incisions.
  • The surgery is performed with robot arms, with which a steady procedure is achieved.
  • Blepharoplasty
  • Abdominoplasty
  • Micropigmentation
  • Rhinoplasty
  • Male breast reduction
  • Hymenoplasty
  • Laser Hair Removal
  • Tummy tuck

Organ Nakli Hakkında

Özellikle karaciğer ve böbrek nakillerinde dünyada referans merkezi olarak gösterilmektedir. Memorial başta Balkan ülkeleri ve Türki Cumhuriyetler olmak üzere, ABD ile Avrupa ve Ortadoğu ülkelerinden de hastaların tercih ettiği uluslararası bir merkezdir.

Memorial Sağlık Grubu yalnızca organ nakil cerrahisinde sağladığı başarıdan değil, dünya çapında doktorlara verdiği eğitimlerle de adından söz ettirmektedir. Özellikle Avrupa ve ABD’den gelen doktorlar, Memorial’da canlıdan nakil alanında eğitim almaktadır.

Organ nakli nedir?

Organ nakli,  kadavradan ve canlıdan yapılan bir operasyondur. Tedavisi tıbben mümkün olmayan hastalıklar nedeniyle görev yapamayacak derecede hasar gören organların yerine, canlı veya ölüden alınan yeni, sağlam organın konularak hastanın tedavi edilmesine organ nakli denilmektedir. Kalp nakli dışında önemli bir kısmı canlıdan canlıya yapılabilmektedir. Karaciğer, böbrek pankreas, ince, bağırsak, kalp nakilleri kadavradan alınarak hastaya nakledilerek gerçekleştirilebilmektedir.

Canlıdan canlıya ve kadavradan canlıya yapılan nakiller

Bağışlanan her organ yapılan her nakil aslında kurtarılan bir hayatı ifade eder. Ancak Türkiye’de organ bağışının istenilen düzeye ulaşmamasında ve toplumda yeterli duyarlılığın oluşmamasında bilgi eksikliği, önyargılar ve yanlış inanışlar önemli rol oynamaktadır. Organ bağışı ve naklinde doğru zannedilip inanılan yanlışlar ile yıllarca diyalize bağlı kalan ya da organ bağışında bulunmayan birçok insan bulunmaktadır. Türkiye’de organ nakillerinin %75- 80’i canlıdan alınan organlarla gerçekleştirilmektedir. Bu şekilde yapılan nakillerde tamamen sağlam olan bir kişi ameliyat edilip, organının bir kısmı veya yarısı alınmaktadır. Bu çok istenmeyen bir durum olmasına rağmen insanları yaşatmak için yapılmak zorunda olan ameliyatlar. Yurtdışında ise bu durumun tam tersi söz konusudur. Canlıdan alınan organlarla yapılan nakiller % 25 oranında, kadavradan (ölen insanlardan) yapılan nakiller ise  % 75- 80 seviyesindedir. Türkiye’deki nakil süreciyle Avrupa ve ABD’deki süreç arasındaki fark budur. Ancak nakiller iyi ellerde yapıldığı sürece başarı oranı arasında herhangi bir istatistiksel fark yoktur.

Organ nakli ameliyatları modern teknoloji ve teknikler ile yapılmaktadır

Organ nakli ameliyatları önemli ve ince ameliyatlardır; ancak gelişen modern cerrahi teknoloji ve teknikleri tamamen güvenli ve kanamasız gerçekleşebilmektedir. Örneğin; laporoskopik ameliyatlar (kapalı ameliyatlar) ile insanlar 1 hafta ya da 10 gün sonra normal hayatlarına devam eder; günlük yaşamları açısından bedensel bir engelleri asla olmaz.

Kimler donör olabilir?

Sağlık Bakanlığı’nın yönetmeliği gereğince 4. dereceye kadar akrabalar arası nakiller yapılabilir. Bölgesel Etik Kurullarından alınan onay ile akraba dışı organ nakli de söz konusu olabilmektedir. Organ nakilleri açısından çapraz nakil olarak adlandırılan donör değişimleri de yine yasal çerçeve içerisinde gerçekleşebilmektedir.

Nakil için nasıl bir merkez tercih edilmeli?

Bir hastanede organ nakli yapılabilmesi için o merkezin üst düzeyde hizmet veriyor olması gerekir. Organ nakli sadece ameliyatla ilgili bir işlem değildir. Organ naklinin öncesi ve sonrası süreci için o merkezin poliklinikleri, laboratuvarları, görüntüleme üniteleri, yatan hasta katları ve birçok kliniğinin ortak çalışması çok önemlidir. Çok iyi bir cerrah olabilirsiniz, çok iyi bir anestezi ekibiniz olabilir, ameliyathane şartlarınız çok mükemmel olabilir ama bu her zaman başarılı sonuçlar alacağınız anlamına gelmez. Organ nakli multidisipliner bir çalışmadır. Dolayısıyla sadece bu çalışmayı tamamlamış olan sağlık kurumları organ nakli yapabilir.

Kalp ve Damar Cerrahisi Hakkında

Memorial Hastanesi Göğüs, Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nde yetişkin kalp ameliyatları, ağırlıklı olarak da koroner bypass ameliyatları yapılmaktadır. Yılda yapılan yaklaşık 1000 kalp ameliyatının % 78’i koroner bypass, % 22’si kapak ve erişkin hastalardaki doğumsal anomalilere yöneliktir.

Koroner bypass cerrahisi Bypass cerrahisinde koruyucu tedavi Kapak ameliyatları Büyük aort damarı ameliyatları Bacak atardamarları ve varis ameliyatları Karotis (şah damarı) ameliyatları Göğüs cerrahisi

Diş Estetiği Operasyonları Hakkında

Kliniğimizde yalnızca ağız, diş sağlık problemlerinin tedavisinde değil, ağız ve diş estetiğinde de çeşitli çözümler sunulmaktadır. Lamine, porselen vener, diş eti düzenlemeleri, beyazlatma yöntemleriyle, hastaya yeni bir gülüş sağlamamız mümkün olmaktadır.

Gülüş Tasarımı

Gülüşünüzden memnun değilseniz bilgisayar yardımıyla dişlerinize yapılacak işlemleri önceden görebilirsiniz. Dişlerinize işlem yapılmadan işlem öncesi çekilen fotoğraflarınızın bilgisayar ortamına aktarılıp, dijital olarak işlenmesi ile cosmetic imaging programları yardımıyla, işlem sonrası sahip olacağınız gülüş hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.

Beyazlatma

Diş fırçalayarak veya diş taşlarının temizlenmesi gibi yüzeysel temizlik işlemleriyle giderilemeyen, dişlerin yapısından kaynaklanan ve kötü görünüme yol açan renklenmeler, diş beyazlatma (bleaching) yöntemiyle giderilebilir. Dişlerinize zarar vermeden kalıcı temizlik sağlayan Diş Beyazlatma Sistemi, şimdi Memorial Hastanesi’nde!

  • Light Emiting Diode (LED) ışık kaynağı ve özel beyazlatma jeli ile uygulanan bu yeni sistem, çok gelişmiş bir teknolojinin ürünüdür. Şu ana kadar uygulanan beyazlatma sisteminde %38 olan hidrojen perolmit oranı %15 indirildiğinden, uygulama sonrası hassasiyet yok edilme başarı oranı çok yüksek düzeylere çekilmiştir.
  • Beyazlatma sistemi ile ortalama 8 kat daha beyaz dişlere kavuşabilirsiniz.
  • Hızlı – 20’şer dakikalık üç devrede uygulanan bu profesyonel sistem, sizi rahat koltuğunuzda 1 saat içinde bembeyaz dişlere kavuşturur.
  • Güvenilir – Amerika’da yapılan klinik araştırmalarla güvenilirliği kanıtlanan Beyazlatma Sistemi, diş minesine ve dolgulara zarar vermez. Ayrıca tamamiyle ağrısızdır.

Laminate Venerler

Bu prosedürün tamamlanması takriben üç aşamadır.

1. İlk randevuda, sahip olmak istediğiniz gülüş dizaynı üzerinde çalışılır, bilgisayar destekli gülüş tasarımı ile birçok gülüş arasından size uygun olan seçilerek sahip olmak istediğiniz gülüşe karar verilir.

2. Bir sonraki ziyaretinizde, yapılacak olan dişleriniz şekillendirilmiş ve maketleri hazırlanmış olur ve bu aşamada ağzınızda bunlar denenerek uygun olup olmadığına karar verilir.

3. Son ziyaretinizde rengi ayarlanmış olan porselen venerler yapıştırılır.

Porselen laminate venerler diş rengi, boyutları ve şeklini değiştirmek için uygulanabilecek en etkili ve en konservatif yöntemdir. Kötü renkleşmeleri maskelemek ya da diş şeklini değiştirmek için ön diş yüzeyine yapıştırılırlar ve tekrar renkleşmeye karşı dirençlidirler.

Porselen laminate venerler çok ince porselen yapraklardır ve dişlerin ön yüzlerine bonding denilen bir işlemle yapıştırılırlar. Bu prosedür takma tırnak gibidir. Kalınlıkları bir lensin kalınlığından daha fazla değildir ve diş yüzeyinden çok az aşındırma yapıldığı için konservatif ve zararsız bir işlemdir.

Gülüşünüzü değiştirmek ve daha hoş hale getirmek için laminate venerler sizin için ideal bir çözüm olabilir. Anestezi yapılmasını bile gerektirmeyen bu işlem, daha beyaz dişlere sahip olmak, renkleşmeleri kapatmak, gülüşünüzü daha iyi hale getirmek için alternatifsiz bir çözüm olabilir. Ayrıca yapıldıktan sonra kahve, çay ve hatta sigara renkleşmelerine karşı yüksek direnç gösterir ve tekrar renkleşmez. Estetik açıdan diğer restoratif seçeneklerle kıyaslanamayacak kadar üstündür.

Göz Operasyonları Hakkında

Memorial Hastanesi Göz Merkezi’nde muayene ve ameliyatlar; refraktif cerrahi, katarakt cerrahisi, glokom, kornea, üvea-retina, vitreoretinal cerrahi, şaşılık, nörooftalmoloji, oküloplastik, kontakt lens konularında deneyimli doktorlar tarafından en ileri muayene ve tetkik cihazları kullanılarak yapılmaktadır.

Göz muayenelerinde Otorefraktokeratometre, Airpuff ve Aplanasyon Tonometreleri (göz tansiyonu ölçümü için), Biyomikroskop, Direkt ve İndirekt Oftalmoskop gibi bilgisayarlı ve manüel ölçme ile değerlendirme cihazları kullanılmakta, hasta bilgileri yine bilgisayar ortamında saklanmaktadır. Gözün tüm ameliyatlarında deneyimli cerrahlar tarafından uygulanan en modern teknikler ve cihazlar kullanılmaktadır. Katarakt ameliyatları hastaların hemen hepsinde damla anestezi ile dikişsiz Fakoemülsifikasyon tekniğiyle yapılmaktadır. Diyabete bağlı ileri görme kaybında pars plana Vitrektomi ile İnternal Limitan Membran soyulması, ileri yaşa bağlı Makula dejeneresansında fotodinamik tedavi ve foveal translokasyon ameliyatları da dahil olmak üzere her türlü komplike vitreoretinal cerrahi, başarıyla gerçekleştirilmektedir. Kornea nakilleri göz bankalarından temin edilen donör kornealar kullanılarak yapılmaktadır.

Glokom (göz tansiyonu), şaşılık ve retina dekolmanı ameliyatları göz için en uygun yöntemler kullanılarak yapılmaktadır. Miyop, astigmat ve hipermetropinin düzeltilmesi için yapılan Excimer Laser uygulamaları, Lasik yöntemiyle ve damla anestezisiyle yapılmaktadır.

Excimer laser

Korneanın eğiminin değiştirilmesiyle göz numarasının değiştirilebileceği fikri, 25 yıl önce Fyodorov’un ‘çizik’ ameliyatlarını gündeme getirdi. Miyoplarda kornea, elmas bıçaklarla belirli şekillerde çizilerek düzleştiriliyordu. Bu yöntemle alınan nispi memnuniyet daha mükemmel yollar aranmasını gerektirdi. 20 yıl önce araştırıcılar Excimer laser’in 0,25 mikron kalınlıkta ve tutarlılıkla ablasyon (dokuyu adeta buharlaştırarak yok etme) yapabildiğini keşfettiler. Bu konudaki ilerlemeler Excimer laser’in kırma kusurlarını düzeltmekte son derece tutarlı, kontrollü ve güvenilir hale gelmesini sağladı. Dünyada ve ülkemizde yaklaşık 15 yıldır milyonlarca insanın Excimer laser ile kırma kusuru tedavisi gerçekleştirildi. Her laser atımı korneal hücreler arasındaki moleküler bağları çözer. Bu işlem 0,25 mikron kalınlığa kadar duyarlıdır. Excimer laser’de laser ışını, hedeflediği dokuyu hedeflenen kalınlık ve genişlikte ortadan kaldırır ve böylece gözün kırıcılığı istenilen şekilde değiştirilmiş olur. Bu yöntemde göz çizilmediği için basınç değişiklikleri göz bütünlüğünü tehdit etmez. Laserin etkisi sadece korneanın belirli bir bölgesine olacağından, laser gözün görme merkezlerine zarar vermez. Başlangıçta PRK denilen yöntem kullanılırken artık günümüzde gözün durumuna göre Lasik yada Lasek yöntemi uygulanmaktadır. Hangi göze hangi yöntemin uygun olacağı konusu çok önemlidir ve ancak detaylı incelemelerle anlaşılabilir.

Lasik

1994 yılından beri uygulanan bu yöntem, Lasik Excimer Laser’in korneada bir kapak (flep) oluşturularak yapılan şeklidir. Laser yapıldıktan sonra kapak tekrar yerine yatırılır. Lasik yöntemi sayesinde laser sonrası duyulan ağrı çok azalmıştır. Hemen ertesi gün yeterli görmeye kavuşulur. Lasik’te yüksek numaralara da laser imkânı vardır. Korneada belirgin bir leke oluşmaz. Lasik’ten sonra numaranın geri dönmesi nadirdir. Numaranın stabilizasyonu 1 ay içinde tamamlanmış olur. 1 ay sonunda hala gözlük ihtiyacı duyulacak kadar numara artığı varsa mevcut kapak kaldırılıp tekrar laser yapılabilir. Lasik, uygun gözlerde +6,00 hipermetropiden -12,00 numara miyopiye dek başarılı sonuçlar vermektedir. Refraktif cerrahide amaç gözün numarasını azaltmak, mümkünse tamamen gidermektir. Ameliyat sonrası hasta gözlüksüz olarak gözlükle görebildiği kadar görmeye kavuşmuşsa başarılı sonuca ulaşılmış olunur. Excimer laser tedavisi sağlıkla ilgili standartların çok sıkı kurallara olduğu A.B.D.’de FDA onayı almıştır ve bugüne kadar milyonlarca göze Excimer laser uygulanmıştır. Lasik damla anestezisi altında yapılır. Göz kapakları bir ayırıcı ile açılıp hastanın göz kırpması önlenir. Korneanın merkezi işaretlendikten sonra korneada kapak yaratacak olan mikrokeratom göze yerleştirilir. Kapak hazırlanırken keratomun yaptığı basınç nedeniyle 3-4 sn ışık hissi kaybolur. Keratom çıkartıldıktan sonra kapak açılır ve kornea yatağına laser yapılır. Laser işlemi çoğu zaman 1 dakikayı aşmaz. Sonra göz iyice yıkanarak kapak eski yerine yatırılır ve göze yapışması sağlanır. Antibiotikli damla damlatılarak işlem sona erdirilir. Ameliyat sonrası iki gün; hafif yanma, batma, sulanma olabilir. Lasik sonrasında kapağın kırışmaması çok önemlidir. Bu yüzden ilk günler daha önemli olmak üzere 1 ay boyunca gözlerin ovuşturulmaması gereklidir. Kapak kırışıklığı oluşursa kapak hekim tarafından tekrar yerine yerleştirilebilir.

Lasek

Korneası Lasik için yeterli kalınlıkta olmayan hastalara uygulanır. Bu yöntem de damla anestezisi altında yapılır. Hasta laser sırasında bir ağrı hissetmez. Bu yöntemde kornea ön tabakası kaldırılır ve sonra laser yapılır. Laserden sonra kaldırılan tabaka yerine yatırılır ve üzerine kontakt lens konur. Kaldırılan tabaka tekrar kendini tamir edene dek (4-5 gün) kontakt lens yerinde kalır. İlk 1-2 gün hafif ağrı, batma, yanma, kızarıklık olabilir. Görme, ameliyatın ertesi günü düzelmeye başlar. Tamamen düzelme ise, Lasik yöntemine göre daha yavaş ve uzun sürede (genellikle 3-4 hafta) gerçekleşir.

Göz Merkezimiz Cihazlarından Bazıları :

  • Topcon Compuvision bilgisayarlı göz muayene sistemleri
  • Zeiss Visu200 ve Visu210 Oftalmik mikrocerrahi ameliyat mikroskopları
  • Alcon Legacy2000 fakoemülsifikasyon cihazları
  • Allergan Diplomax fakoemülsifikasyon cihazı
  • Alcon Acurus Vitrektomi+fakoemülsifikasyon cihazı
  • Optikon Asistan fakoemülsifikasyon cihazı
  • Schwind Esiris Excimer Laser
  • Argon Laser
  • YAG Laser
  • Zeiss IOLMaster
  • Zeiss OCT (Oküler Koherens Tomoğraf)
  • HRII Dijital FF+ICG Anjiograf
  • Oculus Bilgisayarlı Perimetre (Görme Alanı)
  • Korneal Topoğraf
  • Wavefront Analizör
  • Bausch&Lomb Orbscan IIz
  • A-B Scan Göz Ultrasonoğrafı

This post is also available in: tr en